• sensate focus

    1.
    Cinsel terapide sıkça kullanılan yöntemlerden biridir, üç aşamalıdır: birinci aşamada genital alanlara dokunulmaz, ikinci aşamada genital ve genital dışı alanlara dengeli bir dağılımla dokunulur, üçüncü aşama genital odaklıdır.

    cinsel bozukluklara sahip olan hastalarda görülen ilk eksik kendi vücutlarını ve partnerlerinin vücutlarını tanımamalarıdır. Öyle ki çoğu erkeğin ve kadının kafasında erojen bölge denildiğinde beliren ilk yer klitoristir. Bu elbette oldukça yaygın bir yanlış, zira klitoris tıpkı penis başı gibi sinir yoğunluğundan ötürü oldukça hassas bir noktadır. Bu yüzden hiçbir kadın, bilhassa vajinismus/istek bozukluğu olanlar, cinsel ilişkiye başlarken klitorise odaklanılmasından hoşlanmaz, kendilerini direkt olarak cinsel ilişkiye kapatırlar.

    Sensate focus'ta mühim olan haz bölgelerini keşfederken kişinin uyarım bölgelerine odaklanması ve uyarımı duyumsamasıdır. Seksofonksiyonel terapinin kurucusu Francois carufel bir seminerinde şu uygulamayı yaptırmıştı: ayaklarınızı zemine koyup oturun ve gözlerini kapatın. Yalnızca ayaklarınıza odaklanın ve bir noktadan sonra zemini, ayaklarınızın karıncalandığını hissedeceksiniz. Bu minik uygulama cinsel terapinin ve bu tekniğin temelini oluşturuyor, mühim olan haz bölgesini bilmek ardından da tüm duyularınızı oraya yönlendirip hazzı duyumsamaktır.

    Singer kaplan orgazm bozukluğu için cinsel ilişki esnasında elleri kenetleyip ellere odaklanmanın işe yarayacağını söylüyordu. Bu odağı değiştirme , sensate focus' Taki teknikle aynı amaca dayanmıyor. Sensate focus' ta amaç odaklanmaktan ziyade duyumsamaktır.

    Cinsel bozuklukların temelinde insanların vücutlarını tanımamaları ve duyularını doğru yönlendirememeleri yatıyor ne yazık ki. Sensate focus tekniği haz bölgelerini öğretmekle birlikte hazzı duyumsamayı ve yönlendirmeyi, aynı zamanda partnerler arası iletişimi geliştirerek partneri yönlendirmeyi öğretmeyi; Tüm bedenin haz bölgesi olabileceğini öğrenerek orgazm baskısından kurtulup sürecin keyfine varmayı sağlıyor.
    2 -1 ... elisabethvogler
  • toplumsal cinsiyet rol gerginliği paradigması

    1.
    toplumsal cinsiyet normlarına uymanın ve bu normları ihlal etmenin sonuçları üzerinde duran bir yaklaşımdır.

    toplumsal cinsiyet rollerinin cinsiyet normlarına göre belirlendiği, bu rollerin çatıştığı, tutarsızlıklar barındırdığı ; ihlalin sosyal kınama ve olumsuz psikolojik sonuçlar doğurduğunu söyler. kurama göre, cinsiyet rollerini ihlal etmenin sonuçlarından erkekler, kadınlardan daha çok etkilenir.

    erkekler için belirlenmiş normlar pratik değildir, maladaptiftir bu yüzden erkekler bir gerginlik yaşar, kuramın asıl değindiği nokta da budur. örneğin, erkeklere biçilmiş '' erkek saldırgan olmalıdır '' normu işlevsizdir ve hegemonik baskı altındaki erkekler bu rolün gereklerinin ve bu gerekleri ihlal etmenin gerginliğiyle yaşarlar.

    daha evvel de değinmiştim, birtakım ilkel kabilelerde çocuklar erkekliklerini kazanmak adına çeşitli acı verici evrelerden geçerler: dışkıya bulanmak, burnuna çomak sokup kanatmak gibi.. toplumumuzdaki gibi hegemonik baskıyla yetişmiş toplumlarda ve ilkel kabilelerde şu görüşün yaygınlığına şahit olursunuz : erkek doğulmaz, erkek olunur.

    erkeklerin yaşamları boyunca bir mücadelenin içerisinde olmaları, riskli ve tehlikeli davranışlarla erkekliklerini kanıtlamaları ( cinsel ilişkiyi abartma, aşırı alkol tüketimi, hızlı araba kullanma vs.) yönündeki telkin erkeklerin saldırganlıklarını arttırmakla birlikte bu durum erkeklerde bir kaygıya da yol açmaktadır. erkekliğin kazanılması güç, kaybedilmesi kolay bir yapı olarak addedilmesi kırılgan erkeklik dediğimiz bir olguyu ortaya çıkarır.

    erkeklerin bilhassa kadınlara karşı sergiledikleri saldırgan tutumlarda tüm bunların payı olmakla birlikte, ilkel bir kabilenin üyeleri olmayan bizler, erkekliğin kazanılan bir nitelik değil , bir cinsiyet kimliği olduğunu bilerek hareket etmeli ve bu kimliğe şiddeti, saldırganlığı, cinsiyetçi tutumları addetmemeliyiz. işlevsel olmayan sosyal normlar görüldüğü üzere her iki cinsiyete de zarar verir ve toplumda maladaptif bir dengesizlik ortaya çıkarır. kadın ikincil konuma itilirken, erkek birincil konumda olmak ve orada kalmak adına verdiği mücadele altında ezilir.

    erkekler paradoksal olarak eril kültürün hem üreticisi hem ürünü durumundadırlar ; hem sahibi hem de kölesidirler.

    (bkz: kırılgan erkeklik teorisi)

    Edit : kitap önerisi (bkz: erkekliğin Türkiye halleri)
    2 -1 ... elisabethvogler
  • kontrolcü ebeveynler

    1.
    buradaki kontrol kavramı, tedbir kavramından farklıdır. bir örnekle açıklamak gerekirse, karşıdan karşıya geçerken çocuğun elini tutmak tedbirli bir ebeveyn davranışıyken ; yıllar sonra da ,karşıdan karşıya geçmeyi öğrendiği halde, ebeveyni, halen çocuğun elini tutuyorsa bu zararlı bir kontrolcü davranışıdır.

    ihtiyaç duyulmama korkusu, kontrolcü ebeveynlerin çocuklarını acizliğe teşvik etmesine yol açar. çocuklarının bağımsızlıklarını kazanmalarını bir ihanet ve terk edilme olarak algılarlar, keza temelde bu anne-babaların en büyük korkusu çocuklarını kaybetmektir. bazen bu ebeveynler doğrudan kontrolle de çocuklarını yönetmeye çalışır, '' dediğimi yapmazsan seninle bir daha konuşmam '' , '' senin yüzünden kalpten gideceğim '' gibi cümleler bu tavıra örnektir. çocukların gözlerini korkuturken aynı zamanda onların küçük düşüp utanmasına ve özsaygılarının zedelenmesine sebep olurlar.

    bir kontrolcüden şu sözleri sık sık duyabilirsiniz : '' senin iyiliğin için, seni çok sevdiğim için, senin için.. '' fakat tüm bu güzel sözlerle başlayan cümlelerin tek bir anlamı vardır : '' seni kaybetmekten korktuğum için bunu yapıyorum ve bu yüzden acı çekmene bile razıyım. ''

    bu anne babalar için evlilik ciddi bir tehdittir. özel gün ve bayramlar, onlar için esasında melankoli bayramlarıdır. aynı şekilde, para da onların demirbaş aletidir. birçok toksik anne-baba maddi imkanlarını kullanarak çocuklarını kendilerine bağımlı hale getirir. '' sen hiçbir şey beceremez misin ? '' sözleriyle küçük düşürülen çocuğun, tek başına olduğunda baş edemeyeceği düşüncesi pekişir. bu ebeveynler, manipülasyonu en iyi biçimde kullanır. toksik manipülatörlerin en sık rastlananı '' yardımcı ''ebeveynlerdir. çocukları büyürken bağımsızlıklarını desteklemek yerine devamlı müdahale ile ihtiyaçlarını karşılamaya devam ederler. kardeşle kıyaslama, kontrolcülerin sıkça başvurduğu yöntemlerden biridir. genelde bağımsızlıklarını kazanmaya başlayan çocuklara karşı gösterilen bu davranış, temelde aile dengesinin sarsılmasından korkmanın bir dışavurumudur.'' kardeşin gibi ol ''demek, '' itaat etmeye devam et '' demekle eşdeğerdir.

    yenilgin isyan kavramına, yine kontrolcülerin çocuklarında rastlarız. çocuk, bu kontrolcü tavıra karşın kendi isteklerini göz ardı ederek , tamamen baş kaldırma dürtüsüyle hareket eder. Örneğin, kendisi de evlenmek istemediği halde sırf ailesi istemiyor diye evlenebilir ve sonunda yine hüsrana uğrar.

    kontrolcü anne-babaların çocukları onların adeta uzantılarıdır. kitapta yer alan vakanın şu sözü, bu ebeveynlerin yarattığı yıkımı tanımlar : '' kendi hayatımda yardımcı oyuncu rolünü üstlendim. '' başrolü üstlenmek için yapılacak tek şey, bilinçli değişikliklerle kendi hayatınızın iplerini elinize almakta yatıyor.
    2 ... elisabethvogler
  • yetersiz ebeveynler

    1.
    son yirmi yıldır anne-baba görevleri değişmekte olsa da, ebeveynlerin hala geçerli olan beş ana görevi vardır :

    1. anne-babalar çocuklarının fiziksel ihtiyaçlarını karşılamalılar.
    2. çocuklarını fiziksel zarara karşı korumalılar.
    3. çocuklarını duygusal zararlara karşı korumalılar.
    4. ihtiyaçları olan sevgi, ilgi ve şefkati çocuklarına sağlamalılar.
    5. çocuklarına ahlaki değerler edinmeleri konusunda yol göstermeliler.

    yetersiz ebeveynler, ilk maddeyi dahi yerine getiremezler, genelde kendileri duygusal açıdan çökmüş bir haldedirler ve çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayamadıkları gibi, onların bakımına ve desteğine ihtiyaç duyarlar. bir ebeveyn, çocuğunun üzerine anne-babalık görevini yüklerse aile dinamiği zarar görür , roller belirsizleşir. Bu noktada çocuğun örnek alacağı, taklit edebileceği kimse kalmaz ve çocuğun kimliği, tabiri caizse şaşkınlık dolu bir akıntıya sürüklenip gider.

    bir yetişkin gibi davranması beklenen 'çocuk' , kendisine yüklenen görevi tam anlamıyla başaramayacağı için bu başarısızlık hissini yetişkin yaşamında da taşır ve kendisini daima yetersiz, suçlu hissederken aynı zamanda aşırı bir sorumluluk alma ihtiyacı da hisseder. her şeyin sorumluluğunu almak isteyen yetişkin, elbette bunlara yetişmekte yetersiz kalacak, sonrasında sorumluluk yükünü iki katına çıkaracak ve bununla da baş edemeyince çocukluğundan kalan başarısızlık hissi pekişecek ve yaşam enerjisini yavaş yavaş tüketecektir. tüm bunların yanında, sevgiden yoksun büyüyen çocuk, duygularını ifade etmekte güçlük çekecek, istediği zaman bile kalbini açamayacaktır.

    bu örnek bir işkolik modelini temsil ederken, bir de kurtarıcılar mevcuttur. bu kişiler, duygusal olarak bağımlı olup herkesin yardımına koşar, etraflarındaki insanların tabiri caizse arkasını toplamaya çalışırlar. problemli erkeklere doğru çekim hisseden kadınları buna örnek gösterebiliriz.

    tüm enerjilerini kendi fiziksel varoluşları için harcayan anne-babalar, aslında çocuklarına şu mesajı verir : '' duygularının hiçbir önemi yok. önemli olan sadece benim varlığım. '' böylece çocuklar kendilerini yavaş yavaş görünmez hissetmeye başlar. yetersiz anne-babaları diğer toksik ebeveynlerden ayıran budur, diğer alt gruplarda çocuklar ebeveynlerinin yaptığı şeylerden zarar görürken, burada anne-babalarının yapmadıklarından zarar görmüşlerdir ve çocuk bir yetişkin olduğunda, hayatındaki problemlerle anne-babasının davranışları arasındaki ilişkiyi göremez ve var olan bağlantıyı inkar eder.

    kitapta yer alan bir vaka olan, 34 yaşındaki Les' in sözleri bu anne-babaların yarattığı yıkımı tanımlar nitelikte :

    ''kendime acımaya vaktim olmadı. yapılacak çok iş vardı. ''

    çocukluğunuzu yaşayamadan üzerinize birçok sorumluluk yüklendiğini itiraf edin. bu sorumlulukların ağırlığı altında hayat enerjinizin haksız yere azaldığını kabul edin. yaşam gücünüzü şimdiye dek toksik anne-babalarınız için harcadınız, artık bu güçten yararlanma sırası sizde.
    -2 ... elisabethvogler
  • tanrısal anne babalar

    1.
    kusursuzluk efsanesi başlığıyla incelediğim tanrısal ebeveynler, kitapta ayrı bir toksik ebeveyn başlığı olarak alınmamıştır zira kusursuzluk sanrısı tüm toksik ebeveynlerin ortak noktasıdır. bu ebeveyn türünü incelemeye, kitapta da yer alan şu efsaneyle başlamak istiyorum zira toksik anne-babaları en iyi şekilde tanımlayabilecek efsane budur :

    ''antik yunanlıların ciddi bir problemi vardı. tanrılar olympos dağı' nın zirvesindeki semavi mekanlarından onları gözetliyor ve yunanlıların her yaptıklarını yargılıyorlardı. hoşnut olmadıkları davranışlar gözlemlediklerinde de insanları hızlıca cezalandırıyorlardı. merhametli ya da adaletli olma zorunlulukları yoktu. haklı olmaları bile gerekmiyordu. hatta düpedüz mantıksızca bile davranabiliyorlardı. akıllarına esince bir insanı sadece bir yankıya dönüştürebiliyor, bir başkasını da sonsuza dek yukarı kaya parçaları taşımaya mahkum edebiliyorlardı. tanrılarının ne zaman ne tür ceza vereceğini bilmemek, antik yunanlılar arasında korku ve şaşkınlığa yol açıyordu. ''

    hayata gözlerimizi açtığımız ilk anda ebeveynlerimizle tanışırız. belirli bir yaşa dek onların doğrularıyla izole bir şekilde büyümek, onları başkalarıyla kıyaslamamızın önünde bir engeldir ve bu engel, anne babalarımızın mükemmel varlıklar olduğu yönünde bir delildir bizim için. kendi bağımsızlığımızı göstermeye başladığımız psikoseksüel gelişim dönemlerinde ve bu bağımsızlık ihtiyacının zirveye ulaştığı ergenlik döneminde ebeveyn tutumlarını sorgulamaya başlarız ve bu varoluş mücadelesinin desteklenmesini isteriz. bu dönemlerde dengeli bir ailede sorunlar duygusal gelişimin bir parçası olarak kabul edilip çözüme ulaşır. fakat toksik ebeveynli ailelerde durum bu değildir, bu anne-babalar, isyankarlığı ve küçük fikir ayrılıklarını dahi kişisel bir saldırı ve tehdit olarak görürler. çocuklarını kendilerine bağımlı kılarak bir savunma mekanizması oluşturur, fark etmeden gelişimlerine zarar verir ve bunu '' iyiliğini düşünüyorum '' diye mantığa bürüme yoluyla dikte ederler.

    bugün de, anne-babanın otoritesinin sorgulanamaz olduğu yönünde bir inanç vardır. onlarla tartışmamız, tavırlarını sorgulamamız yahut onlara karşı çıkmamız mümkün değildir. bu düşünce, dini öğütlerle de pekiştirilir. islamda ve diğer tüm dinlerde yer alan ibareler, anne-babalarımızı saygın bir konuma getirmiştir.

    bu noktada şunu sormak yerindedir : aile kavramı her koşulda kutsal mıdır ? ailesi tarafından cinsel istismara uğrayan bir çocuk için aile kutsal mıdır ? ailesinden sürekli dayak yiyen bir çocuk için aile kutsal mıdır ? değildir. ben bunu da bir tabu olarak değerlendiriyorum, bana kalırsa bu tamamen aileye atfedilen bir kutsallık tabusudur fakat gerçeğin bu olmadığı aşikar.

    burada iki bilişsel çarpıtma ön plana çıkar :

    1. ben kötüyüm, annem ve babam iyi.
    2. ben zayıfım, annem ve babam güçlü.

    bu çocuklar, tanrılarını memnun etmenin bedelini, onların tüm zararlı davranışlarından kendilerini mesul tutarak ödeyeceklerdir. öyle ki, ailesini tanrısı olarak gören bir çocuk, ailesinden gelen her türlü istismarın kendisinden kaynaklandığını düşünecek ve yaşadıklarını kabullenme yoluna gidecektir. inkar, en ilkel ve en güçlü savunma mekanizması olarak, bize yaptıklarını unutup ebeveynlerimizi birer abide gibi ayakta tutmamıza yardımcı olur. aynı şekilde, yalnız çocuk değil, ebeveynler de inkar yoluyla çocuklarına yaptıklarını göz ardı ettirmeye ve bu yolla özgüvenlerini bastırmaya çalışır. inkar ne denli yatıştırıcı ve mükemmeliyet sanrısından kurtulmak ne denli zor olsa da, kişi bundan kurtulmadığı müddetçe yaşamındaki tüm olumsuzluklar için kendisini suçlamaya devam edecektir.

    bu anne babaların ölmesi dahi bir çare değildir, öyle ki, hayatta olan ebeveynlerin verdiği zararı kabul etmek ne kadar zorsa, ölen bir anne-babayı suçlamak daha da zordur. ölmüş anne-babalar otomatik olarak tanrısallaşır. gelişim çağında öz saygısı yerle bir edilen çocuk, yetişkin yaşamında da, bir sonraki şimşeği bekleyen korku dolu ve çaresiz çocuğu yanında taşıyacaktır.

    toksik anne-babalarınızı dünyaya indirdiğinizde, onlara gerçekçi gözlerle bakmaya cesaret edebildiğinizde, aranızdaki ilişkinin güç dağılımını da dengelemeye başlamış olacaksınız.
    2 -1 ... elisabethvogler
  • toksik ebeveyn ölçeği

    1.
    esasında kitapta yer alan bu mini testin bir adı yok, ölçek, ebeveynlerinizin birer toksik ebeveyn olup olmadığını yorduyor, bu yüzden ben bu adı uygun gördüm.

    Çocuklar için hazırlanan korku ölçeklerinde, bazı çocuklar hiçbir belirti göstermemesine rağmen testten yüksek puanlar alır. bu yapılan testin yanlış olduğu ya da çocuğun yalan söylediği anlamına gelmez, bunun anlamı şudur : doğduğu andan itibaren şiddetin ve korkunun içerisinde büyüyen bir çocuk için maruz kaldığı korku '' normal '' dir ve testte çıkan, psikolojik bir bozukluğa tekabül eden skor, normallikten ne kadar uzak olsa da, çocuğun yaşam tarzıdır. biz ne denli büyümüş olursak olalım, hepimiz içimizde bir çocuğu barındırıyoruz. bir yetişkin, anne-babasının davranışlarının doğruluğunu tartabilir. toksik ebeveynlere sahip bireyler, yaşları kaç olursa olsun, ebeveynlerinin tutumlarının normalden uzak olduğunu elbette hissederler. bununla birlikte, hem içimizdeki o kırgın çocuk, hem de o yetişkin, bunu kabullenmekte zorlanabilir, öz saygısını korumak adına '' aile'' sinin bu olumsuz tutum ve davranışlarını inkar yahut mantığa bürüme savunma mekanizmalarıyla yadsıyabilir. bu test, yüzleşmekte zorlandığınız yahut normalleştirerek farkına dahi varmadığınız toksik ebeveyn tutumlarıyla yüzleşmeniz ve yazarın tabiriyle psikolojik nabzınızı ölçmeniz için hazırlanmıştır.

    not : soruların üçte birine dahi '' evet '' yanıtını veriyorsanız, yazılarımın devamını takip edebilir, sözünü ettiğim kitabı satın alabilir yahut imkanınız varsa, en olumlu sonucu verecek olan terapiye başlayabilirsiniz.

    çocukluğunuzda anne-babanızla aranızda var olan ilişki :

    1. anne veya babanız size kötü ve değersiz, beş para etmez bir çocuk olduğunuzu söyledi mi ? size hiç hakaret edip devamlı eleştirdi mi ?
    2. cezalandırırken hiç dayağa başvurdu mu ? sizi kemer, fırça ya da diğer acı verici maddelerle dövdü mü ?
    3. anne veya babanız hiç sarhoş olur ya da uyuşturucu kullanır mıydı ? siz hiç bu konuda kendinizi rahatsız hissettiniz mi ? korktunuz veya utandınız mı bu durumdan ? üzülüp kafanızın karıştığı oldu mu ?
    4. anne veya babanız hiç depresyon geçirdi mi ? veya anne-babanızın içinde bulunduğu diğer ruhsal sıkıntılardan ya da fiziksel bir rahatsızlık yüzünden size olan ilgisinde ciddi bir eksiklik yaşadınız mı ?
    5. problemleriyle baş edemeyen anne veya babanıza sizin bakmanız gerekti mi ?
    6. anne veya babanız gizli tutulması gerektiğini düşündüğünüz bir davranışta bulundu mu size karşı ? cinsel yönden herhangi bir tacize uğradınız mı ?
    7. anne veya babanızdan korkar mıydınız ?
    8. anne veya babanıza karşı davranışlarınızda öfkenizi ifade etmekten çekindiniz mi ? korktuğunuz oldu mu ?

    yetişkin hayatınızda :

    1. ilişkilerinizde kendinizi yıkıcı ve '' kötü davranan '' kişi olarak görür müsünüz ?
    2. birisine çok yakın olduğunuzda canınızı yakacağını veya sizi terk edeceğini düşünür müsünüz ?
    3. insanlardan en kötüsünü mü beklersiniz ? ya da genel olarak hayattan ?
    4. kim olduğunuzu, ne hissettiğinizi ve ne istediğinizi bilmekte zorlanır mısınız ?
    5. gerçek kimliğinizi bilirlerse insanların sizi sevmeyeceklerinden korkar mısınız ?
    6. başarılı olduğunuzda endişelenir ve birinin sizin herhangi bir açığınızı yakalayacağından korkar mısınız ?
    7. ortada bariz bir neden yokken öfkeli veya üzgün olur musunuz ?
    8. mükemmeliyetçi misiniz ?
    9. dinlenmek veya güzel vakit geçirmek sizin için zor mu ?
    10. tüm iyi niyetinize rağmen kendinizi anne-babanız gibi davranırken bulur musunuz ?

    yetişkin hayatınızda anne-babanızla aranızda var olan ilişki :

    1. anne-babanız size hala çocuk muamelesi yapıyorlar mı ?
    2. hayatta verdiğiniz önemli kararların çoğunda anne-babanızın onayı doğrultusunda mı hareket ediyorsunuz ?
    3. ailenizle geçireceğiniz zaman öncesi ve sonrasında yoğun bir duygusallık ya da fiziksel sorunlar yaşıyor musunuz ?
    4. anne-babanızla fikir ayrılığında olmak sizi korkutuyor ve endişelendiriyor mu ?
    5. aileniz sizi tehdit veya suçluluk duygusuyla kontrol etmeye çalışıyor mu ?
    6. anne-babanız maddi imkanlarını kullanarak hayatınızı yönlendirmeye çalışıyorlar mı ?
    7. anne-babanızın hislerinden ve ruh hallerinden kendinizi sorumlu hissediyor musunuz ? mutsuzluklarının sizin suçunuz olduğunu düşünüyor musunuz ? onları mutlu etmek sizin sorumluluğunuz mu ?
    8. ne yaparsanız yapın onlar için hiçbir zaman yeterli olmayacakmış gibi hissediyor musunuz ?
    9. bir gün, bir şekilde her şeyin daha iyi olacağına ve onların değişeceğine inanıyor musunuz ?
    2 -1 ... elisabethvogler
  • toksik ebeveyn

    1.
    Pek çok insan, bilhassa bizdeki gibi gelenekselliğin hakim olduğu ülkelerde, ailelerinin baskısıyla ve yanlış ebeveyn tutumlarıyla büyümüştür. çocukluğumuzda yaşadıklarımız, ebeveynlerimizin çocukluklarında yaşadıklarının bir mirasıdır ve bu çoğunlukla bir döngüdür. Tüm anne-babalar zaman zaman yetersiz kalabilir ve çocuklarına acı veren birtakım davranışlarda bulunabilirler. Zira ebeveynlerimiz de insandır ve bazen her insan gibi kontrolü kaybedebilirler. Fakat toksik ebeveynleri toksik yapan tutumları, bu davranışları sistematik bir şekilde çocuklarına zarar verecek biçimde uygulamalarıdır. Toksik ebebeyn kavramı, susan forward' ın zor bir ailede büyümek kitabıyla ortaya çıkmıştır. Bu anne-babalar, tıpkı kimyasal bir toksin gibi çocuklarına zarar verir ve bu hasar, çocuklar büyüdükçe büyür ve derinleşir. Bu çocuklar, Özsaygıları hasar gördüğü için kendi kendilerine zarar veren davranışlarda bulunur ve ebeveynlerinin davranışları neticesinde Bir şekilde hemen hepsi kendini değersiz, yetersiz ve sevgiye layık olmayan kişiler olarak görürler. 

    Peki, kim bu anne babalar ? toksik ebeveynleri altı gruba ayırabiliriz :

    - Yetersiz anne babalar
    - sözel/duygusal tacizciler
    - fiziksel tacizciler
    - kontrolcüler
    - alkolikler
    - cinsel tacizciler .

    bu alt başlıkları vaktim oldukça zor bir ailede büyümek kitabından da faydalanarak tek tek irdelediğim yazılar paylaşacağım fakat toksik ebeveyn kavramını tam anlamıyla idrak etmeniz için kitapta da yer alan bir vakadan birkaç cümle paylaşmak istiyorum, bu sözler 38 yaşındaki bir ortopedik cerrah olan gordon' a ait :

    '' tabii ki babam beni döverdi, ama sadece yaramazlık yaptığım zaman beni yola sokmak için. Bunun evliliğimin sona ermesiyle ne alakası olduğunu anlamıyorum. ''

    burada kullanılan '' yola sokmak '' deyimi, gordon' un şiddeti mantığa bürüyerek nasıl meşrulaştırdığı ve bunu eşine karşı kullanırken, belki de mezarda olan bir babanın/annenin ölü bedeninin dahi bir yetişkinin hayatına ne denli zarar verdiğini gösteriyor. tanıdık geldi mi ?
    6 -1 ... elisabethvogler
  • çelişik duygulu cinsiyetçilik

    1.
    ambivalent sexism kuramı, glick ve fiske tarafından, kadına yönelik geleneksel tutumların sadece olumsuz boyutuyla değerlendirilmesinin yanıltıcı olduğunu, cinsiyetçiliğin olumsuz tutum ve kalıp yargılar yanında olumlu tutum ve kalıp yargıların varlığını da içerdiği görüşüne dayanarak geliştirilen bir kuramdır. cinsiyetçi olmadığını söyleyen kadın ve erkeklerin şu cümleleri kurduğuna şahit olabilirsiniz :

    - Kadınlar eşitlik kisvesi altında kendilerinin kayırılmasını isterler.
    - Kadınlar erkeklerden daha saf ve masumdur.
    - Erkekler geç olgunlaşır bu yüzden bebek gibi bakım isterler.

    Bunların hepsi, pozitif yargılar gibi görünse de cinsiyetçiliğin yansımalarıdır. Çelişik duygulu cinsiyetçiliğin iki alt boyutu vardır : Düşmanca cinsiyetçilik ve korumacı cinsiyetçilik. Düşmanca cinsiyetçilik; erkeğin gücünü, geleneksel cinsiyet rollerini ve erkeklerin kadınlara küçültücü özellikler atfederek onları cinsel nesneler olarak görmesi ve istismarını haklılaştırmayı içermektedir. Korumacı cinsiyetçilik ise tersine, erkek egemenliğinin ve buyurucu cinsiyet rollerinin daha ince ve nazik bir biçimde haklılaştırılmasıdır.

    Bu alt boyutlar üç ana unsuru içerir : ataerkillik yani güç, cinsiyetler arası farklılaştırma ve heteroseksüellik yani cinsellik.

    ataerkilliğin bir sonucu olarak, cinsiyetler arası güç farklılıkları, ataerkil ideolojilerle rasyonelleştirilir. Bu noktada ataerkillik de, kadınların kontrol edilmesi düşüncesiyle düşmanca ve kadınların korunmaya muhtaç zayıf varlıklar olduğu düşüncesiyle korumacı olarak iki alt gruba ayrılır ; Aynı biçimde, cinsiyetler arası farklılaştırma, Erkekler ve kadınların özellikleri hakkında paylaşılan kalıp yargılardır. Bu kalıp yargılar erkekleri yüksek statülü rollerle, kadınlar ise aile içi ve düşük statülü rollerle karakterize eder. Rekabetçi cinsiyetler arası farklılaştırma bu ideolojinin düşmanca boyutunu oluştururken, kadını erkeğin tamamlayıcı yanı yapan geleneksel pozitif kalıp yargılar da bu alt ögenin korumacı boyutunu oluşturur. Bir diğer alt unsur olan cinsellik ise, düşmanca bakış açısıyla, kadınları cinsel bir obje olarak değerlendirirken ; bir diğer görüş biçimi bu nesneleştirme tutumunu romantize ederek, erkeğin bir eş bulması durumunda erkek olarak değerlendirileceği görüşüyle karakterizedir.

    Bu alt boyutlar, tahmin edileceği üzere birbiriyle ilişki içerisindedir. Zira, ataerkil toplumlarda cinsiyetler arası farklılaştırmayı destekler nitelikte toplum düzeni erkeğin üstünlüğü üzerine kurulmuştur. Bu minvalde dağıtılan toplumsal roller, kadınların çocuk yetiştirmeyi üstlenmesine ve erkeğin de koruyucu, doyurucu bir rol üstlenmesine sebep olmuştur. Düşmanca cinsiyetçilikte ataerkillik kadın üzerinde egemen olmayı içerirken, cinsiyetler arası farklılaştırma kadını değersizleştirir, heteroseksüellik ise bu değersizleştirme neticesinde kadını bir seks objesi haline getirir. Korumacı cinsiyetçilikte ataerkil ideoloji kadını zayıf bir varlık olarak görür ve kadına evi çekip çevirmek adına tamamlayıcı bir rol biçer. Heteroseksüel yakınlık ise bu noktada kadını yine bir tamamlayıcı olarak görür ve kadına duyulan sevginin erkeğin üreme ihtiyacınınn bir sonucu olduğunu söyler. Bu alt boyutların, toplumda yarattığı hiyerarşiyle birbirini destekler ve birbirlerini doğurur nitelikte olduğu görülmektedir.
    3 ... elisabethvogler
  • terrace meetings

    1.
    onearth records' un, kendi tanımıyla, müziğin gücünü, etkisini, paylaşılmasının önemini gösteren değerlerden esinlenerek vücut bulan bir butik proje. '' Müzik sektörünün, samimiyetsiz ve gösterişli promolarla, sanatçı ve izleyici arasına ördüğü duvarı yıkmaya çalışan alternatif bir yapılanma ve içten içerikler sunan bir mini film arşivi. Türkiye ve Dünya'nın çeşitli yerlerinde, büyüleyici manzaralı teraslarda çektiğimiz olağanüstü müzisyenlerin performanslarını en yalın halleriyle sizlere ulaştırmayı hedefliyoruz '' diyor ve bunu da hakkıyla yerine getiriyorlardı, lakin iki yıldır aktif değiller ne yazık ki, özledik !

    yıllar evvel sevgili mercan dede ve mert elmas' ın şu videosuyla keşfetmiştim bu güzel hareketi, onearth records' un kendi kanalından çeşitli terrace meetings videolarına ulaşabilirsiniz, tek kelimeyle nefis bir müzik ziyafeti.

    https://www.youtube.com/watch?v=S4ofm8opssY+
    1 ... elisabethvogler
  • fatalist love

    1.
    https://youtu.be/Mp-d4kVS6Do

    i see you mourning the moment
    While in the midst of the moment
    Some have a tendency for it
    And don't we love each other for it
    3 ... elisabethvogler
  • bana göre tv

    1.
    sanıyorum ismi önceleri katarsis olan güzel bir youtube kanalı.

    kanalda, bir psikolog eşliğinde ; cinsel istismar, ensest, madde bağımlılığı gibi konular, daha ziyade ünlü konuklar ve farkındalık yaratmak için çalışan travma mağdurlarıyla işleniyor. buna benzer olarak soramazsınisimli bir kanal daha vardı, başta severek takip ediyordum fakat bir cinsel istismar mağduruna, afedersiniz moron gibi bir suratla sorular sorulduğunu görünce takipten çıktım. salt izlenme sayısı için istismara uğramış bir insanı öylece çıkarıp sorular soramazsınız. yüzünü göstermiyor olmak böyle hassas bir tablo için oldukça komik bir önlem ; profesyonel insanlar, profesyonelce seçilmiş sorular gerekli ki , olayı psikolojik röntgenciliğe vardırarak kişinin daha da güvensiz hissetmesine sebebiyet verilmesin.

    bu tür aptalca detayların bu kanalda olmadığını görmek beni çok sevindirdi. kanal ortamını çok sevdim, her şey siyahken konukların oturduğu koltuğun kırmızı seçilmesi detayı çok hoş.. her şeyden önemlisi, sohbeti bir psikoloğun yönetmesi, iletişimin profesyonel bir çizgide ilerlemesi adına çok sağlıklı olmuş.

    bu tür kanalların artması beni çok mutlu ediyor, zira ; duymaya, görmeye, bilmeye ihtiyacımız var. sahip olduğumuz nefretin diğer ucundaki insanı tanımaya ihtiyacımız var. yalnızca kavramları bilmek ve kavramlara nefret beslemek yeterli değil, bunların bir insana ne denli zarar verebildiğini yakinen görmemiz gerekiyor.

    bu da kanalda izlediğim ilk video, transfobi ve bunun transeksüel bir bireye verdiği zararı bihter karal' ın yaşam öyküsünden dinleyebilirsiniz ; ne yaşadığına değil, neler hissettiğine odaklanın :

    https://youtu.be/qf1KahoclDM
    ... elisabethvogler
  • nisan ak

    1.
    youtube kanalı sayesinde tanıyıp aşık olduğum şahane kadın. uzun süredir takip ediyordum, meğer kendileri türkiye' nin üçüncü kadın orkestra şefiymiş !

    inanılmaz sempatik, güzel, işine aşık, enerji dolu ve başarılı bir kadın. kendisini tanımama vesile olan, hayranlık uyandırıcı bir videosunu buraya iliştiriyorum :

    https://youtu.be/G_Tu5P1lt7s
    2 ... elisabethvogler
  • noah scalin

    1.
    ben kendisini anatomy of war serisiyle tanısam da, skull a day projesiyle tanınan ve bu projeyle ödül almış olan sanatçı. skull a day ne denli çılgınsa, anatomy of war serisi de o denli anlamlı bana kalırsa. silahların, onu kullanan insanların bir uzvu haline geldiği ve vahşetin asıl kaynağının mermiler değil, bizzat ' insan ' olduğu vurgusunu yapıyor noah.

    bu ödüllü bloğu : https://skulladay.blogspot.com/, bir web sitesi de mevcut.

    noah scalin
    noah scalin
    noah scalin

    '' the gun becomes a physical extension of the body of the user of the weapon, albeit one with a conspicuously absent brain. ''
    2 ... elisabethvogler
  • five tibetan rites

    1.
    beş tibet ayini yahut tibet' in gençlik pınarı diye adlandırılan beş egzersiz.

    benim bu egzersizlerle tanışmama vesile olan saçımdaki beyaz tellerdi. geçen yıl yeterince stres altındaydım, üzerine bir de dedemin hastalığıyla ruhen dibe vurmuşken tanıştım hayli erken gelen beyazlarımla.. fena halde canımı sıktıkları için nasıl önleyebilirim diye öyle bir araştırmaya daldım sonrasında bu egzersizleri buldum.

    söylenene göre beyaz saçları kendi rengine döndürüyor ve genç bir görünüm sağlıyor, bu yüzden geçlik pınarı diye adlandırılıyormuş. aynı zamanda inanılmaz bir enerji verdiği söyleniyor, öyle ki ilk haftalarda uyku düzeniniz bozulabiliyormuş. pek inandırıcı gelmediği için yarıda bıraktım fakat geçen haftalarda bir yoga etkinliğinde bunun konusu açılmış ve yoga hocası da, hem kendisinde hem arkadaşında işe yaradığından söz etmiş. farklı zaman aralıklarında farklı insanlardan duyunca yeniden deneyeyim dedim ve bugün başladım.

    oldukça basit beş hareketten oluşuyor ve başlangıcı kendi kondisyonunuza göre ayarlıyorsunuz. amaç, tekrarları arttırarak yirmi bir tekrara ulaşmak. fakat mühim olan nokta bu hareketleri yirmi birden fazla yapmamak. buyrun burada egzersizler ve detayları anlatılıyor :

    http://thepdi.com/five_rites_of_rejuvenation.htm
    4 -1 ... elisabethvogler
  • scl 90

    1.
    symptom checklist 90 revised. var olabilecek psikopatolojileri ve bunların düzeyini belirlemek için kullanılan psikolojik test. testte toplamda doksan soru mevcut ve on alt testten oluşuyor :

    - depresyon
    - anksiyete
    - okb
    - paranoid düşünceler
    - psikotizm
    - somatizasyon
    - fobik anksiyete
    - kişiler arası duyarlılık
    - hostilite
    - ek skalalar

    son zamanlarda çökkün bir duygu halinde olduğum için hemen kendime uyguladım ve tahmin ettiğim üzere 2.7 puanla depresyonda olmaya hak kazanmışım (!) elbette bu tanının konulması için testin belli aralıklarla uygulanması gerekiyor. bir de paranoid kişilik bozukluğuna sahip olmaya doğru emin adımlarla yürüyorum, son iki uygulamadan beri puanım normalin üzerinde seyrediyor.

    (bkz: komplo bunlar)
    5 -1 ... elisabethvogler
  • taimane gardner

    1.
    aşık olduğum ukulele virtüözü kadın.

    nasıl bu denli geç keşfetmişim ?! gönlümün kızıl saçlı bacısı tori' den sonra, enstrümanına olan hayranlık uyandırıcı hakimiyetiyle cinsel yönelimim hususunda kendimi sorgulamama sebep olan ikinci kadın olmuştur. umarım bir gün ben de ukuleleme bu denli hakim olabilirim.*

    gözlerimi ayırmadan, sırıtarak izlediğim hayranlık uyandırıcı bir videosunu bırakıyorum.

    https://www.youtube.com/watch?v=XMfhyMlBw40+
    3 -1 ... elisabethvogler
  • tuğba gülyeşil

    1.
    defiyle, sesiyle beni mest eden güzel kadın. öyle hoş, öyle zarif.. her yorumu ayrı güzel fakat ben en sevdiklerimden birini bırakıyorum :

    https://www.youtube.com/watch?v=VBR7DRXobtQ+

    '' aşk denilen bir deryaya
    çıkamazsın girme gönül ''

    (bkz: gönül sana nasihatım)
    4 -1 ... elisabethvogler
  • uzaktan yakından

    1.
    yazar didier eribon' un 1980' lerde levi strauss ile yaptığı söyleşilerini derlediği kitabı.

    sevgili haldun bayrı' nın bir edebiyat dergisindeki röportajında , çevirmekten en keyif aldığı söyleşi olduğunu belirtmesi üzerine edindim. esasen çevirmenliğini kendisinin yapması da yeterli bir sebep benim için. itiraf etmek gerekirse kitaba başlamadan önce, söyleşi olduğu için bir miktar sıkıcı olmasına hazırlıyordum kendimi fakat hiç beklediğim şekilde gerçekleşmedi. oldukça akıcı ve keyifli ilerliyor.

    franz boas, breton, tanguy, duchamp, comte, moreau.. ve daha kimler kimler.. kalburüstü bir ütopya, büyüleyici diye nitelendirilebilecek bir yaşam öyküsü sahiden. kitapta da belirtildiği üzere, sosyal bilimler, felsefe ve düşünce tarihiyle ilgilenen herkesin okumasında fayda gördüğüm, prese edilmiş bilgilerle hap mahiyetinde bir kitap kendileri.

    uzaktan yakından
    2 -1 ... elisabethvogler
  • simply three

    1.
    Youtube ' da rastladığım, birbirinden güzel coverları olan grup. izlenme kaygısını anlıyorum fakat popüler parçaları çalmaktan ziyade şarkı hususunda biraz daha seçici olsalar keşke..

    Gerek video gerek cover en beğendiklerimden biri de bu

    https://youtu.be/Eefa0zezu5A

    Bohemian rhapsody' nin ekmeğini yemeyen bir ben kaldım sanırım.
    2 -1 ... elisabethvogler
  • edson carra

    1.
    brezilyalı sürrealist ressam. kendisini yeni keşfettim, kırmızı ve siyah renklerine ağırlık verdiği eserlerinin kışkırtıcı, sadist bir çizgisi var.

    edson carra
    edson carra
    edson carra
    edson carra
    edson carra
    6 -1 ... elisabethvogler
  • yeni şeyler getiriyorum