• roxanne

    41.
    Şu coverı nefis :

    https://youtu.be/VI4ssGtfdxw

    (bkz: Milky chance)
    (bkz: annen May kantereit)
    6 ... elisabethvogler
  • 30 yaşından sonra anlaşılan gerçekler

    166.
    30 yaşından sonra anlaşılan gerçekler
    4 ... elisabethvogler
  • kerem tunçeri

    266.
    Yürümesinde sorun yok da, dayıların ifşa sayfaları olur ya, oradaki dayılar gibi yürümesi baya utanç verici.. çıplak fotoğraf için burnuna bir şeyler sokuşturulmuş fotoğraflarını göreceğim diye baya korktum.*

    ifşa ederek kendini tatmin etme duygusu daha utanç verici tabii, o ayrı bir konu.
    3 -2 ... elisabethvogler
  • bir kadına çirkin veya şişko deyince çıldırması

    10.
    Zeka belirtisi gösteren herhangi bir canlı bu başlığı açan yazarla bir münasebet geliştirmeyeceğine göre örneklem eksikliğinden ötürü başlığı ciddiye almıyorum, ha hitap edebildiğim kesim bu diyorsa da mal budur diyelim, napalım..

    Biraz daha çalış Rocky, zorlarsan sıçmaktan daha fazlasını yapabilirsin, inanıyorum (!)
    5 ... elisabethvogler
  • günün karikatürü

    6260.
    günün karikatürü

    Bin kez de okusam bininci kez yine gülerim, favorilerimden biri.

    (bkz: gerizekalı)
    2 ... elisabethvogler
  • anın görüntüsü

    43415.
    anın görüntüsü

    Rigby tontişiyle en sevgili' nin hediyesini kokluyoruz.

    Nefis bir hava, bir o kadar keyifli bir kitap !
    17 -4 ... elisabethvogler
  • psikolojiyi düzeltme yolları

    162.
    Evde vakit geçirmek durumunda olduğumuz şu günlerde en keyif aldığımız hobilerimiz için dahi istekli hissetmesek de, bu günlerde size önerebileceğim en etkili ve basit yöntem: günlük tutmak.

    Yalnızca böyle zamanlarda değil, günlük tutmanın psikolojik sağlığınıza etkisi her zaman olumlu olacaktır, bilhassa hislerinizi ifade etmekte zorlanıyorsanız.. ben de günlük tutmayı beceremeyen insanlardanım, gel gelelim, içinde bulunduğumuz durum kaygımızı arttırıyor ve depresif duygularımızı tetikliyor. Hal böyleyken hislerinizi kağıda dökmek, bilişsel çarpıtmalarınızı ve abartılı düşüncelerinizi objektif olarak değerlendirmek adına sağlıklı bir yöntem olacak; Her gün olmasa da, iki günde bir yazmak dahi psikolojik yükünüzü hafifletecektir.
    4 -1 ... elisabethvogler
  • anadolu da zaman

    3.
    Hasan isimli çoban bir arkadaşımızın köydeki yaşamından kesitler paylaştığı Çok tatlı bir YouTube kanalı.

    Merhaba arkadaşlar diye cırlayan samimiyetsiz tiplerin sonradan görme tavırlarını yansıtan yaşam tarzlarından o kadar sıkılmış ki insanlar, bu tiplerin videolarının altında hakaretler gırla gidiyorken, bu tatlı kanalın yorumlar kısmında tek bir kötü söz yok. insanlar doğallığı, samimiyeti, yaşamın içindeki gerçek karakterleri ne kadar özlemiş meğer..

    Kendin olmanın hiç de fena bir fikir olmadığını bizlere gösterdiği için -ki yaşadığımız yüzyılda buna o kadar ihtiyacımız var ki !- hasan' a teşekkür ediyor, sevimli yavrularıyla çektiği videosunu buraya iliştiriyorum :

    https://youtu.be/0Kpby9Eh0nA
    4 -1 ... elisabethvogler
  • kız olduğunu ima eden yazarlar

    11.
    kafa dağıtmak için girip birilerini sıra dayağına çekme isteğiyle dönüyorum yine.. Bu tür başlıkları görünce lama olasım geliyor, böylece bazı zekasızların yüzüne tükürdükten sonra açıklama yapmaya gerek duymadan yaşamıma devam edebilirim.

    Sözlüğe kaydolurken erkek olmam gerektiğiyle ilgili bir ibareye rastlamadım, burada hiçbir erkeğin erkek olduğuyla ilgili detayları sunarken çekindiğine de şahit olmadım. Öyle ki bazı bünyeler cinsel organlarını dahi paylaşacak kıvamda. Bir kadın neden kadın olduğunu gizlemek için çaba göstersin ki ? Bunun için uğraşsa dahi bir şekilde belli edecektir, kaldı ki neden uğraşsın ?! cinsiyetinizi kamufle etmeye çalışıyorsanız, cinsiyetinizden memnun değilsinizdir, transeksüel olabilirsiniz.

    Bunun ilgi görmek için bir yol olduğunu düşünüyorsanız buradaki tüm erkekler ilgi budalası demektir, zira hiçbiri cinsel kimliklerini belli etmekten kaçınmıyor, bu tiplerin burası anonim olmayı gerektiren bir site zırvaları için de buyrun :

    kız olduğunu ima eden yazarlar
    3 ... elisabethvogler
  • bu sabahların bir anlamı olmalı

    207.
    https://youtu.be/m2FGzvw-mvA

    Efkar karmasından..

    Güzel geceler.
    3 -2 ... elisabethvogler
  • sevgiliyi çok yakışıklı güzel sanmak

    5.
    Kime ne zararı var ki bu durumun ? Gözü ışık hızıyla başka bedenlerde gezeceğine, sahip olduğunu pamuklara sarıp sevsin. Niyazi' nin tabiriyle, cümle yüzler içre bir yüzü seyran eylemekten, ona hayran olmaktan güzeli yoktur.

    Sevgilisine methiyeler düzen " andaval" Lara (!) özenerek Buradan sevgilime sesleniyorum , bin yıl bahar içre ömrünü sürsün, seni doğuran ana !
    1 -2 ... elisabethvogler
  • yetersiz ebeveynler

    1.
    son yirmi yıldır anne-baba görevleri değişmekte olsa da, ebeveynlerin hala geçerli olan beş ana görevi vardır :

    1. anne-babalar çocuklarının fiziksel ihtiyaçlarını karşılamalılar.
    2. çocuklarını fiziksel zarara karşı korumalılar.
    3. çocuklarını duygusal zararlara karşı korumalılar.
    4. ihtiyaçları olan sevgi, ilgi ve şefkati çocuklarına sağlamalılar.
    5. çocuklarına ahlaki değerler edinmeleri konusunda yol göstermeliler.

    yetersiz ebeveynler, ilk maddeyi dahi yerine getiremezler, genelde kendileri duygusal açıdan çökmüş bir haldedirler ve çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayamadıkları gibi, onların bakımına ve desteğine ihtiyaç duyarlar. bir ebeveyn, çocuğunun üzerine anne-babalık görevini yüklerse aile dinamiği zarar görür , roller belirsizleşir. Bu noktada çocuğun örnek alacağı, taklit edebileceği kimse kalmaz ve çocuğun kimliği, tabiri caizse şaşkınlık dolu bir akıntıya sürüklenip gider.

    bir yetişkin gibi davranması beklenen 'çocuk' , kendisine yüklenen görevi tam anlamıyla başaramayacağı için bu başarısızlık hissini yetişkin yaşamında da taşır ve kendisini daima yetersiz, suçlu hissederken aynı zamanda aşırı bir sorumluluk alma ihtiyacı da hisseder. her şeyin sorumluluğunu almak isteyen yetişkin, elbette bunlara yetişmekte yetersiz kalacak, sonrasında sorumluluk yükünü iki katına çıkaracak ve bununla da baş edemeyince çocukluğundan kalan başarısızlık hissi pekişecek ve yaşam enerjisini yavaş yavaş tüketecektir. tüm bunların yanında, sevgiden yoksun büyüyen çocuk, duygularını ifade etmekte güçlük çekecek, istediği zaman bile kalbini açamayacaktır.

    bu örnek bir işkolik modelini temsil ederken, bir de kurtarıcılar mevcuttur. bu kişiler, duygusal olarak bağımlı olup herkesin yardımına koşar, etraflarındaki insanların tabiri caizse arkasını toplamaya çalışırlar. problemli erkeklere doğru çekim hisseden kadınları buna örnek gösterebiliriz.

    tüm enerjilerini kendi fiziksel varoluşları için harcayan anne-babalar, aslında çocuklarına şu mesajı verir : '' duygularının hiçbir önemi yok. önemli olan sadece benim varlığım. '' böylece çocuklar kendilerini yavaş yavaş görünmez hissetmeye başlar. yetersiz anne-babaları diğer toksik ebeveynlerden ayıran budur, diğer alt gruplarda çocuklar ebeveynlerinin yaptığı şeylerden zarar görürken, burada anne-babalarının yapmadıklarından zarar görmüşlerdir ve çocuk bir yetişkin olduğunda, hayatındaki problemlerle anne-babasının davranışları arasındaki ilişkiyi göremez ve var olan bağlantıyı inkar eder.

    kitapta yer alan bir vaka olan, 34 yaşındaki Les' in sözleri bu anne-babaların yarattığı yıkımı tanımlar nitelikte :

    ''kendime acımaya vaktim olmadı. yapılacak çok iş vardı. ''

    çocukluğunuzu yaşayamadan üzerinize birçok sorumluluk yüklendiğini itiraf edin. bu sorumlulukların ağırlığı altında hayat enerjinizin haksız yere azaldığını kabul edin. yaşam gücünüzü şimdiye dek toksik anne-babalarınız için harcadınız, artık bu güçten yararlanma sırası sizde.
    -2 ... elisabethvogler
  • anın görüntüsü

    43211.
    anın görüntüsü

    " it's time, meet me on the sunny road "

    https://youtu.be/i97b6brnWCc

    (bkz: emiliana torrini)
    12 -1 ... elisabethvogler
  • tanrısal anne babalar

    1.
    kusursuzluk efsanesi başlığıyla incelediğim tanrısal ebeveynler, kitapta ayrı bir toksik ebeveyn başlığı olarak alınmamıştır zira kusursuzluk sanrısı tüm toksik ebeveynlerin ortak noktasıdır. bu ebeveyn türünü incelemeye, kitapta da yer alan şu efsaneyle başlamak istiyorum zira toksik anne-babaları en iyi şekilde tanımlayabilecek efsane budur :

    ''antik yunanlıların ciddi bir problemi vardı. tanrılar olympos dağı' nın zirvesindeki semavi mekanlarından onları gözetliyor ve yunanlıların her yaptıklarını yargılıyorlardı. hoşnut olmadıkları davranışlar gözlemlediklerinde de insanları hızlıca cezalandırıyorlardı. merhametli ya da adaletli olma zorunlulukları yoktu. haklı olmaları bile gerekmiyordu. hatta düpedüz mantıksızca bile davranabiliyorlardı. akıllarına esince bir insanı sadece bir yankıya dönüştürebiliyor, bir başkasını da sonsuza dek yukarı kaya parçaları taşımaya mahkum edebiliyorlardı. tanrılarının ne zaman ne tür ceza vereceğini bilmemek, antik yunanlılar arasında korku ve şaşkınlığa yol açıyordu. ''

    hayata gözlerimizi açtığımız ilk anda ebeveynlerimizle tanışırız. belirli bir yaşa dek onların doğrularıyla izole bir şekilde büyümek, onları başkalarıyla kıyaslamamızın önünde bir engeldir ve bu engel, anne babalarımızın mükemmel varlıklar olduğu yönünde bir delildir bizim için. kendi bağımsızlığımızı göstermeye başladığımız psikoseksüel gelişim dönemlerinde ve bu bağımsızlık ihtiyacının zirveye ulaştığı ergenlik döneminde ebeveyn tutumlarını sorgulamaya başlarız ve bu varoluş mücadelesinin desteklenmesini isteriz. bu dönemlerde dengeli bir ailede sorunlar duygusal gelişimin bir parçası olarak kabul edilip çözüme ulaşır. fakat toksik ebeveynli ailelerde durum bu değildir, bu anne-babalar, isyankarlığı ve küçük fikir ayrılıklarını dahi kişisel bir saldırı ve tehdit olarak görürler. çocuklarını kendilerine bağımlı kılarak bir savunma mekanizması oluşturur, fark etmeden gelişimlerine zarar verir ve bunu '' iyiliğini düşünüyorum '' diye mantığa bürüme yoluyla dikte ederler.

    bugün de, anne-babanın otoritesinin sorgulanamaz olduğu yönünde bir inanç vardır. onlarla tartışmamız, tavırlarını sorgulamamız yahut onlara karşı çıkmamız mümkün değildir. bu düşünce, dini öğütlerle de pekiştirilir. islamda ve diğer tüm dinlerde yer alan ibareler, anne-babalarımızı saygın bir konuma getirmiştir.

    bu noktada şunu sormak yerindedir : aile kavramı her koşulda kutsal mıdır ? ailesi tarafından cinsel istismara uğrayan bir çocuk için aile kutsal mıdır ? ailesinden sürekli dayak yiyen bir çocuk için aile kutsal mıdır ? değildir. ben bunu da bir tabu olarak değerlendiriyorum, bana kalırsa bu tamamen aileye atfedilen bir kutsallık tabusudur fakat gerçeğin bu olmadığı aşikar.

    burada iki bilişsel çarpıtma ön plana çıkar :

    1. ben kötüyüm, annem ve babam iyi.
    2. ben zayıfım, annem ve babam güçlü.

    bu çocuklar, tanrılarını memnun etmenin bedelini, onların tüm zararlı davranışlarından kendilerini mesul tutarak ödeyeceklerdir. öyle ki, ailesini tanrısı olarak gören bir çocuk, ailesinden gelen her türlü istismarın kendisinden kaynaklandığını düşünecek ve yaşadıklarını kabullenme yoluna gidecektir. inkar, en ilkel ve en güçlü savunma mekanizması olarak, bize yaptıklarını unutup ebeveynlerimizi birer abide gibi ayakta tutmamıza yardımcı olur. aynı şekilde, yalnız çocuk değil, ebeveynler de inkar yoluyla çocuklarına yaptıklarını göz ardı ettirmeye ve bu yolla özgüvenlerini bastırmaya çalışır. inkar ne denli yatıştırıcı ve mükemmeliyet sanrısından kurtulmak ne denli zor olsa da, kişi bundan kurtulmadığı müddetçe yaşamındaki tüm olumsuzluklar için kendisini suçlamaya devam edecektir.

    bu anne babaların ölmesi dahi bir çare değildir, öyle ki, hayatta olan ebeveynlerin verdiği zararı kabul etmek ne kadar zorsa, ölen bir anne-babayı suçlamak daha da zordur. ölmüş anne-babalar otomatik olarak tanrısallaşır. gelişim çağında öz saygısı yerle bir edilen çocuk, yetişkin yaşamında da, bir sonraki şimşeği bekleyen korku dolu ve çaresiz çocuğu yanında taşıyacaktır.

    toksik anne-babalarınızı dünyaya indirdiğinizde, onlara gerçekçi gözlerle bakmaya cesaret edebildiğinizde, aranızdaki ilişkinin güç dağılımını da dengelemeye başlamış olacaksınız.
    2 -1 ... elisabethvogler
  • toksik ebeveyn ölçeği

    1.
    esasında kitapta yer alan bu mini testin bir adı yok, ölçek, ebeveynlerinizin birer toksik ebeveyn olup olmadığını yorduyor, bu yüzden ben bu adı uygun gördüm.

    Çocuklar için hazırlanan korku ölçeklerinde, bazı çocuklar hiçbir belirti göstermemesine rağmen testten yüksek puanlar alır. bu yapılan testin yanlış olduğu ya da çocuğun yalan söylediği anlamına gelmez, bunun anlamı şudur : doğduğu andan itibaren şiddetin ve korkunun içerisinde büyüyen bir çocuk için maruz kaldığı korku '' normal '' dir ve testte çıkan, psikolojik bir bozukluğa tekabül eden skor, normallikten ne kadar uzak olsa da, çocuğun yaşam tarzıdır. biz ne denli büyümüş olursak olalım, hepimiz içimizde bir çocuğu barındırıyoruz. bir yetişkin, anne-babasının davranışlarının doğruluğunu tartabilir. toksik ebeveynlere sahip bireyler, yaşları kaç olursa olsun, ebeveynlerinin tutumlarının normalden uzak olduğunu elbette hissederler. bununla birlikte, hem içimizdeki o kırgın çocuk, hem de o yetişkin, bunu kabullenmekte zorlanabilir, öz saygısını korumak adına '' aile'' sinin bu olumsuz tutum ve davranışlarını inkar yahut mantığa bürüme savunma mekanizmalarıyla yadsıyabilir. bu test, yüzleşmekte zorlandığınız yahut normalleştirerek farkına dahi varmadığınız toksik ebeveyn tutumlarıyla yüzleşmeniz ve yazarın tabiriyle psikolojik nabzınızı ölçmeniz için hazırlanmıştır.

    not : soruların üçte birine dahi '' evet '' yanıtını veriyorsanız, yazılarımın devamını takip edebilir, sözünü ettiğim kitabı satın alabilir yahut imkanınız varsa, en olumlu sonucu verecek olan terapiye başlayabilirsiniz.

    çocukluğunuzda anne-babanızla aranızda var olan ilişki :

    1. anne veya babanız size kötü ve değersiz, beş para etmez bir çocuk olduğunuzu söyledi mi ? size hiç hakaret edip devamlı eleştirdi mi ?
    2. cezalandırırken hiç dayağa başvurdu mu ? sizi kemer, fırça ya da diğer acı verici maddelerle dövdü mü ?
    3. anne veya babanız hiç sarhoş olur ya da uyuşturucu kullanır mıydı ? siz hiç bu konuda kendinizi rahatsız hissettiniz mi ? korktunuz veya utandınız mı bu durumdan ? üzülüp kafanızın karıştığı oldu mu ?
    4. anne veya babanız hiç depresyon geçirdi mi ? veya anne-babanızın içinde bulunduğu diğer ruhsal sıkıntılardan ya da fiziksel bir rahatsızlık yüzünden size olan ilgisinde ciddi bir eksiklik yaşadınız mı ?
    5. problemleriyle baş edemeyen anne veya babanıza sizin bakmanız gerekti mi ?
    6. anne veya babanız gizli tutulması gerektiğini düşündüğünüz bir davranışta bulundu mu size karşı ? cinsel yönden herhangi bir tacize uğradınız mı ?
    7. anne veya babanızdan korkar mıydınız ?
    8. anne veya babanıza karşı davranışlarınızda öfkenizi ifade etmekten çekindiniz mi ? korktuğunuz oldu mu ?

    yetişkin hayatınızda :

    1. ilişkilerinizde kendinizi yıkıcı ve '' kötü davranan '' kişi olarak görür müsünüz ?
    2. birisine çok yakın olduğunuzda canınızı yakacağını veya sizi terk edeceğini düşünür müsünüz ?
    3. insanlardan en kötüsünü mü beklersiniz ? ya da genel olarak hayattan ?
    4. kim olduğunuzu, ne hissettiğinizi ve ne istediğinizi bilmekte zorlanır mısınız ?
    5. gerçek kimliğinizi bilirlerse insanların sizi sevmeyeceklerinden korkar mısınız ?
    6. başarılı olduğunuzda endişelenir ve birinin sizin herhangi bir açığınızı yakalayacağından korkar mısınız ?
    7. ortada bariz bir neden yokken öfkeli veya üzgün olur musunuz ?
    8. mükemmeliyetçi misiniz ?
    9. dinlenmek veya güzel vakit geçirmek sizin için zor mu ?
    10. tüm iyi niyetinize rağmen kendinizi anne-babanız gibi davranırken bulur musunuz ?

    yetişkin hayatınızda anne-babanızla aranızda var olan ilişki :

    1. anne-babanız size hala çocuk muamelesi yapıyorlar mı ?
    2. hayatta verdiğiniz önemli kararların çoğunda anne-babanızın onayı doğrultusunda mı hareket ediyorsunuz ?
    3. ailenizle geçireceğiniz zaman öncesi ve sonrasında yoğun bir duygusallık ya da fiziksel sorunlar yaşıyor musunuz ?
    4. anne-babanızla fikir ayrılığında olmak sizi korkutuyor ve endişelendiriyor mu ?
    5. aileniz sizi tehdit veya suçluluk duygusuyla kontrol etmeye çalışıyor mu ?
    6. anne-babanız maddi imkanlarını kullanarak hayatınızı yönlendirmeye çalışıyorlar mı ?
    7. anne-babanızın hislerinden ve ruh hallerinden kendinizi sorumlu hissediyor musunuz ? mutsuzluklarının sizin suçunuz olduğunu düşünüyor musunuz ? onları mutlu etmek sizin sorumluluğunuz mu ?
    8. ne yaparsanız yapın onlar için hiçbir zaman yeterli olmayacakmış gibi hissediyor musunuz ?
    9. bir gün, bir şekilde her şeyin daha iyi olacağına ve onların değişeceğine inanıyor musunuz ?
    2 -1 ... elisabethvogler
  • toksik ebeveyn

    1.
    Pek çok insan, bilhassa bizdeki gibi gelenekselliğin hakim olduğu ülkelerde, ailelerinin baskısıyla ve yanlış ebeveyn tutumlarıyla büyümüştür. çocukluğumuzda yaşadıklarımız, ebeveynlerimizin çocukluklarında yaşadıklarının bir mirasıdır ve bu çoğunlukla bir döngüdür. Tüm anne-babalar zaman zaman yetersiz kalabilir ve çocuklarına acı veren birtakım davranışlarda bulunabilirler. Zira ebeveynlerimiz de insandır ve bazen her insan gibi kontrolü kaybedebilirler. Fakat toksik ebeveynleri toksik yapan tutumları, bu davranışları sistematik bir şekilde çocuklarına zarar verecek biçimde uygulamalarıdır. Toksik ebebeyn kavramı, susan forward' ın zor bir ailede büyümek kitabıyla ortaya çıkmıştır. Bu anne-babalar, tıpkı kimyasal bir toksin gibi çocuklarına zarar verir ve bu hasar, çocuklar büyüdükçe büyür ve derinleşir. Bu çocuklar, Özsaygıları hasar gördüğü için kendi kendilerine zarar veren davranışlarda bulunur ve ebeveynlerinin davranışları neticesinde Bir şekilde hemen hepsi kendini değersiz, yetersiz ve sevgiye layık olmayan kişiler olarak görürler. 

    Peki, kim bu anne babalar ? toksik ebeveynleri altı gruba ayırabiliriz :

    - Yetersiz anne babalar
    - sözel/duygusal tacizciler
    - fiziksel tacizciler
    - kontrolcüler
    - alkolikler
    - cinsel tacizciler .

    bu alt başlıkları vaktim oldukça zor bir ailede büyümek kitabından da faydalanarak tek tek irdelediğim yazılar paylaşacağım fakat toksik ebeveyn kavramını tam anlamıyla idrak etmeniz için kitapta da yer alan bir vakadan birkaç cümle paylaşmak istiyorum, bu sözler 38 yaşındaki bir ortopedik cerrah olan gordon' a ait :

    '' tabii ki babam beni döverdi, ama sadece yaramazlık yaptığım zaman beni yola sokmak için. Bunun evliliğimin sona ermesiyle ne alakası olduğunu anlamıyorum. ''

    burada kullanılan '' yola sokmak '' deyimi, gordon' un şiddeti mantığa bürüyerek nasıl meşrulaştırdığı ve bunu eşine karşı kullanırken, belki de mezarda olan bir babanın/annenin ölü bedeninin dahi bir yetişkinin hayatına ne denli zarar verdiğini gösteriyor. tanıdık geldi mi ?
    6 -1 ... elisabethvogler
  • pozitif fotoğraflar

    703.
    pozitif fotoğraflar

    Son günlerdeki sırıtış kaynağım, Bu nasıl bir şirinlik !
    14 -2 ... elisabethvogler
  • çelişik duygulu cinsiyetçilik

    1.
    ambivalent sexism kuramı, glick ve fiske tarafından, kadına yönelik geleneksel tutumların sadece olumsuz boyutuyla değerlendirilmesinin yanıltıcı olduğunu, cinsiyetçiliğin olumsuz tutum ve kalıp yargılar yanında olumlu tutum ve kalıp yargıların varlığını da içerdiği görüşüne dayanarak geliştirilen bir kuramdır. cinsiyetçi olmadığını söyleyen kadın ve erkeklerin şu cümleleri kurduğuna şahit olabilirsiniz :

    - Kadınlar eşitlik kisvesi altında kendilerinin kayırılmasını isterler.
    - Kadınlar erkeklerden daha saf ve masumdur.
    - Erkekler geç olgunlaşır bu yüzden bebek gibi bakım isterler.

    Bunların hepsi, pozitif yargılar gibi görünse de cinsiyetçiliğin yansımalarıdır. Çelişik duygulu cinsiyetçiliğin iki alt boyutu vardır : Düşmanca cinsiyetçilik ve korumacı cinsiyetçilik. Düşmanca cinsiyetçilik; erkeğin gücünü, geleneksel cinsiyet rollerini ve erkeklerin kadınlara küçültücü özellikler atfederek onları cinsel nesneler olarak görmesi ve istismarını haklılaştırmayı içermektedir. Korumacı cinsiyetçilik ise tersine, erkek egemenliğinin ve buyurucu cinsiyet rollerinin daha ince ve nazik bir biçimde haklılaştırılmasıdır.

    Bu alt boyutlar üç ana unsuru içerir : ataerkillik yani güç, cinsiyetler arası farklılaştırma ve heteroseksüellik yani cinsellik.

    ataerkilliğin bir sonucu olarak, cinsiyetler arası güç farklılıkları, ataerkil ideolojilerle rasyonelleştirilir. Bu noktada ataerkillik de, kadınların kontrol edilmesi düşüncesiyle düşmanca ve kadınların korunmaya muhtaç zayıf varlıklar olduğu düşüncesiyle korumacı olarak iki alt gruba ayrılır ; Aynı biçimde, cinsiyetler arası farklılaştırma, Erkekler ve kadınların özellikleri hakkında paylaşılan kalıp yargılardır. Bu kalıp yargılar erkekleri yüksek statülü rollerle, kadınlar ise aile içi ve düşük statülü rollerle karakterize eder. Rekabetçi cinsiyetler arası farklılaştırma bu ideolojinin düşmanca boyutunu oluştururken, kadını erkeğin tamamlayıcı yanı yapan geleneksel pozitif kalıp yargılar da bu alt ögenin korumacı boyutunu oluşturur. Bir diğer alt unsur olan cinsellik ise, düşmanca bakış açısıyla, kadınları cinsel bir obje olarak değerlendirirken ; bir diğer görüş biçimi bu nesneleştirme tutumunu romantize ederek, erkeğin bir eş bulması durumunda erkek olarak değerlendirileceği görüşüyle karakterizedir.

    Bu alt boyutlar, tahmin edileceği üzere birbiriyle ilişki içerisindedir. Zira, ataerkil toplumlarda cinsiyetler arası farklılaştırmayı destekler nitelikte toplum düzeni erkeğin üstünlüğü üzerine kurulmuştur. Bu minvalde dağıtılan toplumsal roller, kadınların çocuk yetiştirmeyi üstlenmesine ve erkeğin de koruyucu, doyurucu bir rol üstlenmesine sebep olmuştur. Düşmanca cinsiyetçilikte ataerkillik kadın üzerinde egemen olmayı içerirken, cinsiyetler arası farklılaştırma kadını değersizleştirir, heteroseksüellik ise bu değersizleştirme neticesinde kadını bir seks objesi haline getirir. Korumacı cinsiyetçilikte ataerkil ideoloji kadını zayıf bir varlık olarak görür ve kadına evi çekip çevirmek adına tamamlayıcı bir rol biçer. Heteroseksüel yakınlık ise bu noktada kadını yine bir tamamlayıcı olarak görür ve kadına duyulan sevginin erkeğin üreme ihtiyacınınn bir sonucu olduğunu söyler. Bu alt boyutların, toplumda yarattığı hiyerarşiyle birbirini destekler ve birbirlerini doğurur nitelikte olduğu görülmektedir.
    3 ... elisabethvogler
  • gökkuşağı çizip cama asmak

    5.
    gökkuşağı çizip cama asmak

    Cool story bro

    (bkz: büyük resim)
    1 ... elisabethvogler
  • anın görüntüsü

    43092.
    anın görüntüsü

    Şu kaos ortamında bi araştırmamız eksikti. Gömülelim bakalım..
    5 -3 ... elisabethvogler
  • yeni şeyler getiriyorum