• nakıp ali

    3.
    güneydoğu anadolu' da sinema açan ilk kişiymiş nakıp ali. sinemayı öğrencilere bedava, gece okuluna gidip müdürden kağıt getirmek şartıyla büyüklere de bedava yaparak, insanların sinemaya gidebilmek adına, gece okuluna gidip okuma yazma öğrenmesine de vesile olmuş. antep' teki ahşap asri - sonradan adı ' altı beton üstü beton nakıp sineması ' olmuş - sineması' nın sahibidir.

    kendi sinemasındaki dernek açılış gecesinde valinin çıkıp : '' bunlar bir dernek kurmuşlar. film gösterip halkın kültür düzeyini yükselteceklermiş. insan sinemaya niçin gider ? baldır bacak görmeye gider. '' demesi üzerine nakıp ali' den nefis bir yanıt gelmiş

    '' ben bu bölgenin en eski sinemacısıyım. tahsilim yok ama bildiğim bir şey var. insan sinemaya gider ve orada görmek istediğini görür. kimileri sinemaya güzel şeyler görmek için gider. onlar güzel şeyler görür. kimileri de sinemaya baldır bacak görmeye gider. onlar da sadece baldır bacak görür. ''

    ülkü tamer ' in anılarından edindiğim bu bilgilere göre aynı şekilde türkiye' deki ilk sinematek istanbul' da değil, gaziantep'te kurulmuş.

    (bkz: gaziantep sinema tiyatro derneği)
    3 ... elisabethvogler
  • herkes sana bakıyormuş gibi hissettiren eylem

    17.
    Otobüsün camındaki - sinsice arkadaşımın saçlarına yürüyen -devasa arıyı yakaladığımda hissetmiştim.

    Arkadan ' ohaaa ' diye bir ses yükseldi. Daha evvel de otobüste arı yakalayarak, kaçışan bir grup kızın hayatını kurtarmıştım. Arının da hayatını kurtardım tabii, öldüreyim diye bekliyorlardı, ineceğim yere dek taşıdım. Popomu arı soktuğundan beri arılarla ilginç bir bağım var. *

    (bkz: bee woman)
    3 ... elisabethvogler
  • afarin sajedi

    1.
    resimlerini yaratırken sinemadan, bilhassa bergman' ın yakın plan yüz çekimlerinden ilham alan iranlı kadın ressam. kendini feminist olarak tanımlamasa da, eserlerinde kadın olmanın mücadelesinin tüm hallerini görebilirsiniz.
    1 ... elisabethvogler
  • nostalghia

    17.
    her sahnesinin bir tablodan farksız olduğu tarkovsky filmi ve aynı adı taşıyan bir nilgün marmara şiiri. daktiloya çekilmiş şiirler kitabından :

    introduction-

    olmak kış konuklarından bu yeryüzünün ve beklemek...
    güzün utancımızı örttüğümüz yapraklarımızı düşürdük karşılıklı, kış çırılçıplak geçti -örtünülmesi gerek bir dahaki güze kadar-
    geri dönmüyor yapraklar yerine, kapanmıyor yaralar, açık her şey bu üzüntü bedeninde, yeniden varolduğunu mu sanmalıyız yaprakların? bir ansıma penceresi asla diye yanıtlar; arzusu kış çıplaklığıdır, uzkaşmacı örtünme değil, yalın bir şimdilenmesidir üşümenin. utanç sıcaklığı değil hiçbir zaman.

    allegro-

    kendinden başka her neni geri iten ve titreten öz: oluş doğrusu, çemberin içkinliği... saydam yankılanışlarda sunar düşündürücü sevincin ateşini. ak bedeni kuştüyünün yeniden ve yine her konmayışı toprağa, uçucu teması onun suyla, geri dönüşü bir gökkuşağına. karanlık ruhu özlemin, ışıltı yüklendikçe o densiz din bölgesine, ay dansı acının yayılır geçmişten sonsuza doğru...
    incecik uluyarak ince çağrısı yaralı köpeğin, kıpırtısız göl ve çevresi ve dönen [teker] mandala gözle gök arasında. sular sular sular. kızıl, mor, kahverengi, yeşil, mavi, kalın ağır sular... biriktirilen artmayan bir akış... nurdan çehresi yağmurun, kasnağın tepinişi kendi bağnaz çevriminde; çekilişi bir o yandan bu öbür yana yalnızlık [i]srarıyla. una.. una.. una é una çığlığıyla o olanın o olmayanı yadsımasından dağılan yaş bağışıyla... sürdürülen can evi yıkımı, sis, buhur ve ıslaklık yemini. bu bir içim su tığıyla, işlediği dantellerle sonlunun çukurunu sonsuzla dolduran kayra yükü.
    coşku külü, ben yangınından sonra doymuş inancın kanıtı.
    2 ... elisabethvogler
  • montessori eğitim sistemi

    1.
    italya’ nın ilk kadın doktoru, pedagog ve antropoloji profesörü Maria Montessori' nin çocukların bireyselliğine ve isteklerine saygı duyarak geliştirdiği eğitim sistemidir. eğitimde metodu değil kişiliği göz önüne almış, çocuklara özgürce hareket edebilecekleri bir ortam sunmayı ve böylece ''kendi''seçimlerinden ötürü yapılan hataları denetleyebilmeyi hedeflemiştir.

    uygulamaya koymak adına ilk çocuk evini açar ve çocuklar üzerinde yaptığı gözlemlerle onların nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmadıklarını saptar.

    çocukların ;

    ödüllerden,
    cezalardan,
    yetişkin tarafından programlanmış eğitimden,
    oyuncaklardan,
    şekerlemelerden,
    öğretmen masasından,
    toplu derslerden,

    hoşlanmadıklarını,

    özgür seçimden,
    hatalarını kendilerinin denetiminden,
    hareket etmekten,
    sessizlikten,
    sosyal ilişkilerini kendileri tarafından kurulmasından,
    çevrenin düzenli ve temiz olmasından,
    özgür faaliyete dayalı bir disiplinden,
    kitapsız okuma ve yazmadan
    alıştırmaların tekrarından,

    hoşlandıklarını gözlemler.

    '' çocuğa hazırlanmış bir çevrede, çocuğun kişiliğini oluşturması için özgürlük tanıyan, kişiliğinin gelişim sürecini destekleyen, çocuğun kendi onuru içerisinde bireyselleşmesi ve sosyalleşmesini ciddiye alan, bireye özgü adil bir eğitimdir.
    ... elisabethvogler
  • megan yasası

    1.
    1994 yılında ABD’nin New Jersey Eyaletinde 7 yaşındaki Megan Nicole KANKA isimli kız çocuğunun bir pedofili tarafından tecavüze uğrayıp öldürülmesi sonucu yürürlüğe konulan yasa.

    Yasanın kısaca içeriği; kesin olarak tedavi edilemeyen pedofililerin, tedavisinin kesinlikle olmayacağı, bundan dolayı bu kişilerin bu suçları devamlı işleyeceği ön görüldüğünden çocukları bu tür insanlardan korumak adına ; çocuklara taciz ve tecavüz suçundan yakalanıp suçu kesinleşen pedofililerin hapis cezasını çektikten sonra sürekli olarak takip edilmesi, yaptıkları her işten polisi haberdar etmesi, polise haber vermeden eyalet dışına çıkmaması gerekmektedir. Ayrıca bu insanların kayıtlarının saklı tutularak, çocuk sahibi bir annenin evlenmek istediği adamın pedofili kaydının olup olmadığını polis merkezinden öğrenebilecektir. Ayrıca yine Megan Yasası kapsamında bir pedofili taşındığında mahalledeki ebeveynlere tek tek '' mahallenize pedofiliden hüküm giymiş birisi taşındı '' diye uyarıda bulunulmaktadır.

    Megan Yasasının uygulandığı ülkelerde pedofili suçlarının yüzde elli azaldığı rapor edilmiştir.
    ... elisabethvogler
  • haldun bayrı

    2.
    hakkında nasıl olur da bu kadar az entry girilir dediğim çevirmen.

    her çeviri esasında yeni bir kitap yaratmaktır. çeviri yapabilmek için yalnızca bir dile hakim olmak yetmez, ek olarak o dilin yetiştiği ve geliştiği kültüre hakim olmak da gereklidir. bir kitabı, yazarın yorumuna gölge düşürmeden, başka bir dile çevirip, okuyucuya yazıldığı dilin hissiyatını vermek takdir edersiniz ki oldukça güç bir iştir. hele ki bu precis de decomposition gibi cesur bir kitap ise bu zorluk imkansızın sınırına dayanıyor.

    fakat değerli haldun bayrı, kitabın dilinin en iyi şekilde üstesinden geldiği gibi, kendi birikimini de başarılı bir şekilde ortaya koymuş ve bizlere leziz bir kitap hediye etmiştir.*

    böyle nitelikli insanların göz ardı edilmediği bir dünya dileğiyle..
    ... elisabethvogler
  • balint sendromu

    3.
    Balint sendromu esas olarak bir görsel algı bozukluğudur.

    Hastalar aynı anda birden fazla nesneyi algılayıp tanımlayamazlar. Balint sendromunun klasik tanımında üç triadı vardır. Birincisi, bir bütün olarak görme alanını algılamadaki yetersizlik simultanagnozi; ikincisi, gözleri fikse etmede zorluk okulomotor apraksi ve üçüncüsü, bakarak bir objeye elini hareket ettirmekte beceriksizlik optik ataksi dir. Bu sendromda tarif edilen bileşenler birbirleriyle zayıf ilişkilidir. Bir hastada biri diğeri bulunmadan da bulunabilir. Balint sendromuna sıklıkla bilateral oksipitoparietal lezyonlar neden olur.
    ... elisabethvogler
  • kokteyl partisi etkisi

    1.
    önceleri bilişsel psikolojiye, ilgilenilmeyen uyarıcıların işlemlenmediği görüşü hakimdi. Fakat daha sonraki bulgular, dikkat edilmemesine rağmen belirli uyarıcıların anlamsal olarak işlemlendiğini gösterdi. Çok sayıda kişinin aynı anda konuştuğu bir kokteyl partisinde kişiler dikkatlerini o sırada iletişimde bulunduğu kişiye odaklarlar ve diğer mesajları ihmal ederler. Ancak kişinin dikkatini odaklamadığı bir kanalda adı zikredildiğinde, dikkat derhal bu kanala döner ve kişi, sessel uyarıcı örüntüsünde kendi adını algılamakla kalmaz, adından önceki sessel uyarıcıların bir bölümündeki mesajın da ne olduğunu fark eder.
    1 ... elisabethvogler
  • lisensefali

    1.
    beyindeki sulkus ve girusların oluşmamasından ötürü görülen, ' düz beyin ' anlamına gelen, kıvrımsız beyin hastalığıdır.

    hastalığın sebebi embriyonik gelişim çağında nöron göçlerinde hasarların meydana gelmesidir. hastalar yutkunma sorunları, kas spazmları, nöbetler ve öğrenme zorlukları çekerler. ne yazık ki henüz tedavisi bulunamamıştır.
    ... elisabethvogler
  • ortoreksiya nervoza

    1.
    sağlıklı yaşam olayını abartmakla ilgili bir yeme bozukluğu. ilk başlarda sağlıklı yemek yeme alışkanlığı olarak başlayan bu durum sonrasında obsesif bir takıntı haline dönüşüyor. sağlıklı beslenme ilkesini hastalık boyutuna taşıyansa, buna anksiyetenin eşlik etmesi. bireyler daimi bir kaygı durumunda olup, normal yaşam tarzlarından uzaklaşırlar. bu tür bireylerin beyin işlevlerinin yavaşladığı gözlenmektedir aynı zamanda.

    ' Bu bozuklukta kişinin takıntılı derecede düzenli ve değişmeyen belirli bir yeme çizelgesi vardır. Bu çizelge asla değişmez, örneğin sadece brokoli çorbası ile haşlanmış patatesin sağlıklı olduğuna inanan ortorektik bir birey asla haşlanmış brokoli yemez ya da kızarmış patatesi tercih etmez. '
    1 ... elisabethvogler
  • kaynak izleme hatası

    1.
    en basit tanımıyla, anı kaynağının yanlış hatırlanmasıdır. abd başkanı ronald reagan' ın amerikalı bir pilotun bir kahramanlığından söz etmesi, ancak sonra bunun a wing and a prayer filminde geçen bir sahne olduğunun anlaşılması bu hatayla ilgili ünlü bir hikayedir.

    (bkz: kriptomnezi)
    1 ... elisabethvogler
  • sen ne getirdin bana çocukluğundan

    1.
    güzel marmara' dan güzel ve yürek sızlatan bir dize. söylenen kişinin, çocukluğunuzdan götürdükleriyle de kursakta kalır aynı zamanda.
    1 ... elisabethvogler
  • elif in hecesi

    0.
    nasıl olur da kimse bilmez diye sitem ettiren, enfes türkülerin/şarkıların enfes yorumlarına sahip youtube kanalı. yorumlar da yorumlayanlar öyle naif ve sadeler ki, her şey sahiden türkü gibi.

    kahve yaparken parçalardan herhangi birini açıyorum, kahvemi de bu müzikler eşliğinde içiyorum. sanırım pek az şeyden bu kadar zevk alıyorumdur. tüm bu koşturmacanın içerisinde, kendimize ait böyle güzel anlar yaratmamıza vesile olan her şeye sarılmak lazım. bu kanal da onlardan biri işte. bu da en sevdiklerimden :

    https://www.youtube.com/watch?v=Tal_1JmjI-Q+
    ... elisabethvogler
  • kriptomnezi

    1.
    Bir nevi eser hırsızlığı. Bilimsel açıklamasıysa şöyle, semantik bellek ve otobiyografik bellek uyumsuzluğundan doğan bir kaynak izleme hatası. Daha basit haliyle, örneğin, kişi ilkin bir eseri okuyor, sonrasında bu belleğinde yer ediyor ve bir süre sonra onu kendisine aitmiş gibi yeniden ortaya koyuyor. Fakat elbette bunun farkında değil. misal, beatles üyelerinden george harrison' a, my sweet lord adlı şarkısında, he's so fine şarkısının ezgisini kullandığı için dava açılmış. Zavallı harrison ezginin tamamen kendi içinden geldiğini sanıyormuş fakat asıl kaynak the chiffons' a ait.

    Bu bilgiyle, geekyapar' ın, en cahil anınız, videosundaki bir anının sebebinin kriptomnezi olduğunu bilemeyen geekyapar üyelerine zavallı cahiller bakışı atıp, küçük bir ego tatmini yaşayabilirsiniz.
    1 ... elisabethvogler
  • yeni şeyler getiriyorum