• erkekliği ispatlama yöntemleri

    14.
    erkek olduklarını ispatlamak adına, avustralya' daki mardudjara aborijini çocuklar, sünnet sonrası deri parçalarını yutmalılar, papua yeni gine' de dağlık bir bölgede yaşayan çocuklar burunlarına sivri dallar sokup kanatmak zorundalar, satere mave kabilesinin çocukları mermi karıncası dolu eldivenlere ellerini sokuyorlar.

    bu ve böyle pek çok örnekte olduğu gibi, erkekliği sertlikle özdeşleştiren ilkel bir kabilenin üyeleri değilseniz şayet, yerleşik eşitsizlikleri inkar edip yönünüzü yaşamın inceliklerine çevirebilirsiniz. şiddet, erkekliğin ana motifi olamaz.
    3 -4 ... elisabethvogler
  • erkeklerin 30 yaşından sonra çöp olması

    13.
    Tartışmaya lüzum yok , sartre yanıtlamış,

    " güzel erkek yüzü dediğin böyle olur işte. Yaşantılar ve tutkularla yıpranmış, çökmüş. "

    (bkz: bulantı)
    3 ... elisabethvogler
  • türk sinemasında efsanevi replikler

    13.
    - buzdolabı işine girerim, yalnız iki şartım var. birincisi yüzde elli bir hisse benimdir. ikincisi buzdolabının ismi oktay olacak.

    + aman fehmi bey sizin oğlunuz bu kadar soğuk mu ?

    - doğru söylüyorsun, oktay'a ayıp olacak.

    (oktay buzdolapları)

    (bkz: aile şerefi)
    3 ... elisabethvogler
  • the dark knight

    400.
    bir çizgi roman muhabbeti sonrası, heyecandan maymun gibi zıplayarak yeniden izlediğim nefis film.

    the dark knight
    4 ... elisabethvogler
  • sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

    17825.
    stefan zweig ve o dönemdeki insanlar uçağın icadıyla çok heyecanlanmışlar. zira uçakların, kaosu yaratan sınırları aşıp, ortadan kaldırarak barışı getireceğine inanıyorlarmış. aynı nesil, huzur getireceğine inandıkları o uçakların bombalar bırakıp, ülkeleri yerle bir ettiğine şahit olmuş.

    ben de bazen tam olarak böyle hissediyorum, sınırlarımın aşılıp, değer verdiğim şeylerin infilak ettiğine şahit oluyorum.

    camus' un aklımdan hiç çıkmayan satırları dönüyor beynimde : '' bir akşam, dalgın dalgın hoş bir kitabı karıştırırken, bir an bile duraksamadan: ' tutkulu ruhların çoğunda olduğu gibi, hayattaki inancının tükendiği an gelmişti. ' cümlesini okudum. bir saniye sonra, cümle içimde bir kez daha yankılanıyordu ve gözyaşlarına boğulmuştum. '' işte tam böyle bir anda, ağzınıza aldığınız bir yudum suyu, yüzünüzü kapatıp, defalarca denemenize rağmen yutamayışınızı nasıl açıklarsınız insanlara ? hıçkırıklarını tayin edemeyecek denli acılarından korkan insanlar bilemez yutkunmanın esasında bir savaş olduğunu. oraya buraya iliştirdiğim cümleleri , bana ait bir defteri yanlışlıkla eline alan insanlardan canhıraş saklamanın aciziyetini nasıl anlatırım ? en mahrem gizlerimi bilecek, benim gördüğüm gerçeği göreceklerini sanırım. oysa tüm mahremiyeti cümleleri olan bir insanın gizlerini kavrayamazlar.

    insanların hüzünleri ve mutluluklarının sahteliği ve basitliğiyle afallıyorum, bu yüzden uzun süredir cümleleri yalnızca o an ' öyle söylenmesi gerektiği ' için kuruyorum. karşımda duran insanın ruh halinin bende yarattığı kayıtsızlık düşüncelerimi ve cümlelerimi engelliyor, içinde bulunduğum duruma vereceğim karşılığı yerine getirmeye zorluyorum kendimi. hatta bu bazı zamanlar o kadar suni bir şekilde gerçekleşiyor ki, cümle dahi kurmadan birkaç mimik ve belki bir sarılışla geçiştiriyorum. bu kayıtsızlık bir yandan beni memnun ediyor, gerçekleşmesi adına çabaladığım birkaç hayalim var , zamanımı ve düşüncelerimi bunlar için harcamayı yeğliyorum. bununla birlikte günlerim, her biri bir başka duyguyu yansıtan portrelerim arasında hangisinin ben olduğuma karar vermekle geçiyor. bir sonuca varamıyorum zira hepsi benim. nitekim bu da bir sonuca tekabül etmiyor ve hepsi birleşip yalnızca bir silüet oluşturuyor. her gün görüp, derisinden öteye geçemediğimiz herhangi bir yüz.. herkesin gerçeğini ve acısını taşıyabiliriz fakat kendi gerçeklerimize vakıf olmanın acısını taşıyamayız. insanın kendini salt aynada görebilmesinin sebebi bu sanırım. ' kim kurtaracak beni var olmaktan ' diye fısıldıyor yazar.

    https://youtu.be/z7rxl5KsPjs

    Aynadakinin çilleri var, benim yok.
    3 ... elisabethvogler
  • hiç aşık olmamış birine aşkı anlat

    307.
    Cioran en yalın haliyle tanımlamış

    Kendinde beyhude yere aradığını başkasında buldurtacak kadar diri bir yanılsama.
    12 -1 ... elisabethvogler
  • yazarlık size ne kattı

    9.
    Yeryüzünde ne kadar çok aptalın barındığını bir kez daha idrak etmiş oldum.

    Teşekkürler sözlük.
    6 ... elisabethvogler
  • neden sözlükte yazarsınız

    115.
    Boş vaktim varken yazma ihtiyacımı gidermek için.

    Daha evvel de hem burada hem farklı sözlüklerde yazdım lakin burası iyice çöplüğe dönmüş. Ben de artık neden sözlükte yazdığımı sorguluyorum, gidiş vakti yakındır.
    4 ... elisabethvogler
  • geceleri uyutmayan şeyler

    26.
    ilişkisi kötü giden arkadaşlar.

    Geçen gece dörde kadar uyutmadı sağ olsun.
    7 ... elisabethvogler
  • yazarların nicklerinin anlamları

    79.
    ingmar bergman' ın efsanevi filmi persona' nın baş karakteridir elisabeth vogler.

    karakteri benim için özel kılansa - filmi izleyenler bilir - etrafındaki sığ ilişkiler ve rollerden, özetle jung' un personasının işaret ettiği gibi maskelerden sıkılıp insanlarla iletişim kurmayı bırakması olmuştur.

    yazarların nicklerinin anlamları
    5 ... elisabethvogler
  • hayat felsefesi yapılabilecek en güzel söz

    70.
    karşısında alçalacağım bir şey varsa, o da kendi açtığım bayraktır; kendi yüzüme karşı attığım kahkaha duyunca selam durduğum boru sesi, kendimi doğurduğum şafağın yaratıcısıdır.

    fernando pessoa
    2 ... elisabethvogler
  • venüs yolculuğu

    1.
    dinlediğim ilk radyo tiyatrosu.

    hassas bir mideye sahip olduğum için yolculuk esnasında uzun süre kitap okuyamıyorum. bu yüzden bir dönem çokça radyo tiyatrosu dinliyordum. bunlardan ilki ve en fantastiği venüs yolculuğu oldu. friedrich dürrenmatt' a ait olan eser, dünyadaki suçluların venüs' e gönderilmesi ve birtakım politik meselelerde kullanılmasını konu alıyor.

    eseri benim için ilginç kılansa, sonraları rastladığım, bununla ilgili sahiden var olan komplo teorileri oldu.

    gecenin tavsiyesi, uzaydaki yerinizi alın.

    eklemesem olmazdı : https://www.youtube.com/watch?v=iYYRH4apXDo+
    3 ... elisabethvogler
  • yazarları delirten basit durumlar

    17.
    herifinin tekinin wifi ismi ' az ye de kendine internet al' ve bunu her gördüğümde kendi internetime rağmen şifresini patlatıp internetini hunharca sömürmek istiyorum.

    (bkz: nasıl hacker olunur enter)
    4 ... elisabethvogler
  • henüz keşfedilmemiş olup hayatı değiştircek şeyler

    1.
    in vitro döllenmeyle kullanılan ismini anımsayamadığım bir işlem neticesinde embriyo üzerinde test yapma olanağımız var. yani bu insanın yön verdiği bir evrim süreci başlatmak anlamına geliyor, daha basit ve fantastik ifadeyle, bu yöntem ilerletildiği takdirde üstinsan dediğimiz şeyi, çocuklarımızı tasarlayarak bizzat kendimiz yaratmış olacağız.

    not : kastettiğim işlemi anımsayan bilgilendirsin lütfen yoksa delireceğim.
    4 ... elisabethvogler
  • karıncalarda sosyal parazitlik

    1.
    bazı karınca türleri kolonilere sızarak esas kraliçelerin yerine geçip işçi karıncalar tarafından kabul görmeye çalışıyorlar. bu parazit kraliçeler, işçilerin yardımı ile yumurtaların gelişip kendi yavrularından oluşan işçilere dönüşmesini sağlıyorlar. neticede yeni koloni parazit türün üyelerinden oluşuyor.

    bir de köle yapıcılar mevcut. köle yapıcılar, yumurta çalıp bunları işaretleyerek işçi köleler yetiştirirler. bunların kraliçeyi, köle yapıcıyı ve yavruları koruyup doyurmak gibi misyonları vardır.

    ilk okuduğumda inanılmaz şaşırmış ve hayranlık duymuştum. detaylı bilgi isteyenler için buyrun :

    https://evrimagaci.org/ka...rda-sosyal-parazitlik-482
    4 ... elisabethvogler
  • öğrenince çok şaşırılan bilgiler

    1928.
    tam olarak nerede olduğunu anımsamıyorum fakat deney için avustralya' dan kalabalık bir bölgeye yerleştirilen geyiklerde toplu ölümler görülmüş, bunun sebebinin kişisel alanlarının daralmasından kaynaklandığı saptanmış.

    aynı durum insanlarda da görülüyor. artan nüfus, kalabalık, kaos insanları bunalım ve intihar noktasına sürüklüyor.
    5 ... elisabethvogler
  • bir farenin yapabileceği en büyük şerefsizlik

    59.
    kulak yemek.

    küçükken hep bununla korkuturlardı. dedemin evinde kalırken o kalabalıkta haliyle bana yer yatağı düşerdi, ev de eski. pıtır pıtır koşma seslerini duyardım. nolur kulağımı yemesinler diye uyuyup sabaha kulaklarımı kontrol ederek uyanırdım.
    2 ... elisabethvogler
  • camiler kilitlenmesin

    7.
    küçükken köyde canımız sıkıldığı için kuzenlerle camiye dadanmıştık. baktım pencere açık, ben pencereden girip kapıyı açmıştım, sonra altı yedi çocuk camide saklambaç oynamıştık saklanacak çok yer varmışçasına. temiz bir fırça yemiştim tabii babamdan.

    bence de kilitlenmesin, yavrucaklar oyun oynamak için pencereden girmek zorunda kalmasınlar !
    2 ... elisabethvogler
  • kukla

    4378.
    boş işler müdürü olarak ,la double vie de veronique' deki kukla sahnesinden sonra bu kez de kuklalarla kafayı bozdum. filmden sonra kuklalarla ilgili bir ton belgesel izledim ve tam anlamıyla büyülendim ! fakat ne yazık ki internette pinokyo kuklaları dışında marionette bulmak imkansız. ahşap kukla yapmak için insanlar yıllarını veriyorken kendim yapmam da imkansızlaşınca polimer kilden de yapılabiliyor olmasıyla aydınlandım ve geniş bir zamanda kukla yapmayı deneyeceğim. hikayesini yazıp, bu hikayeyi resimlendirip karakterlere ahşapla hayat vermek, bunu bir tiyatroya dönüştürmek.. bu süreç bana tarifsiz hisler yaşatıyor ve gerçekleştirmek için o kadar sabırsızlanıyorum ki yazarken dahi titreyen bacaklarıma hakim olamıyorum.

    https://youtu.be/zWri57zjHRA
    1 ... elisabethvogler
  • sabaha bir şarkı bırak

    288.
    bu kanalı o kadar çok seviyorum ki, içerisindeki tüm şarkıları bırakmak istiyorum.

    https://www.youtube.com/watch?v=5PbyTSXJ108+

    kaygısızlar mutsuz adam

    'Kurtulmalıdır bu gölgeden
    Fakir ruhunu saran '
    3 ... elisabethvogler
  • yeni şeyler getiriyorum