• tutum

    12.
    faşizm, yahudi düşmanlığı ve ikinci dünya savaşı sosyal psikologların bu sorunlara eğilmelerine yol açmış, adorno ve arkadaşları yahudi düşmanlığı ve ayrımcı ön yargının psikanalitik açıdan temellerini incelemiş ve bu çalışmalar, genellikle ön yargılı ve kalıplaşmış tutumların, kişilik bütününün vazgeçilmez bir parçası olarak, kişiyi, kendi iç çatışmasına karşı koruyucu bir görev yüklediğini öne sürmüştür.

    bundan yola çıkarak, tutumların erken çocukluk dönemlerinde gelişen kişiliğin koruyucu bir parçası olduğu ve tutum psikolojisinin, kişilik psikoloji içinde ele alınabileceği ortaya konmuştur. erken yaşlarda öğrenilen tutumlar, önemli yaşantı ve olaylar çerçevesinde bazı değişikliklere uğrayabilir, bununla birlikte çoğunlukla durağan ve değişmezdirler. klasik sayılan bir araştırma, abd' deki üç yaşındaki zenci çocukların insanlarda siyah - beyaz ayrımı yapabildiklerini ve beyazı siyaha - ne yazık ki - üstün gördüklerini ortaya koymuştur.
    ... elisabethvogler
  • gecenin film sahnesi

    507.
    gecenin film sahnesi

    '' sanat, içinde geleceği barındıran bir silahtır. ''

    (bkz: noviembre)
    2 ... elisabethvogler
  • hotaru no haka

    52.
    Akiyuki Nosaka’ nın ikinci Dünya Savaşı esnasında açlıktan ölen kız kardeşinden özür dilemek - zira kendisi seita kadar fedakar bir abi olamamış - adına kaleme aldığı, Hotaru no Haka isimli yarı biyografik kitabından uyarlanarak, isao takahata' nın yönetmiş olduğu oldukça duygu yüklü bir animedir.

    kardeşim ve annemle izleme fırsatını yakaladığım için benim açımdan çok daha anlamlı oldu zira o koruma duygusunu, fedakarlığı tam anlamıyla hissettim. seita kız kardeşi için endişelendikçe ben de kız kardeşime sarıldım. tıpkı david lynch' in mulholland dr' de renkleri kullanması gibi, burada da mavi renkler gerçekliğe, pembe tonlarıysa bilhassa setsuko' nun iç dünyasına vurgu yapıyormuş. ateşböcekleri de, savaş karşıtı bir anime olarak, anlayacağınız üzere gençleri temsil ediyor.

    ' ateşböcekleri neden bu kadar çabuk ölmek zorunda ? '

    hotaru no haka

    ve o şeker kutusu !
    2 ... elisabethvogler
  • aniden gelen anlamsız istekler

    24.
    hayatını bok çukuruna çevirip orada debelenirken etrafındaki insanları suçlayan, hiçbir engeli olmadığı halde nasıl yaşamak istediğine ve bu yaşama kimleri dahil etmek istediğine karar veremeyecek kadar aptal olan insanları bir uçağa tıkıp ilk benim keşfetmiş olacağım bir adaya düşürmek istiyorum. cannibal holocaust !
    4 -2 ... elisabethvogler
  • hable con ella

    34.
    bazen kendimi hable con ella filmindeki marco gibi hissediyorum. güzel şeyler diğer insanlarda tebessüm olarak vücut buluyorken, bende bir anı o tebessüme peydah oluyor ve ben gözyaşlarıma engel olamıyorum. aynı biçimde bu kendini diğer insanların gözyaşlarına engel olamadığı durumlarda fütursuz bir kahkaha olarak gösteriyor.

    pessoa kulağıma fısıldıyor : ' olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum. '

    hable con ella
    4 -2 ... elisabethvogler
  • sözlüğü bırakma nedenleri

    71.
    sözlükteki mevcut yazar profili.

    gündemden ırkçı, cinsiyetçi, pornografik aptalca başlıklar eksik olmuyor. bilgi içerikli, düşünülerek, hissedilerek yazılmış entryler yok denecek kadar az, olan da zaten okunmuyor. tek marifeti trollük adı altında beceriksizce tonlarca girdiyle sözlüğü kirletmek olan yazarlarla dolu bir sözlük maalesef. görmezden gelerek yazmayı deniyoruz bakalım nereye kadar..
    14 -2 ... elisabethvogler
  • agop arad

    1.
    eskişehir' de dünyaya gelen ermeni asıllı ressam. arad, resimlerinde daima halktan insanları konu almış, bunun nedeniniyse şu şekilde açıklamıştır :

    '' resimlerimde hep emekçiler, yoksullar, avareler var. bunları böylesine yakından tanımak, içten tanımak gerekir kalıcı kılabilmek, etkili yapabilmek için. çok fakir büyüdüm. güç koşullarda bugüne geldim. bir insanın kalbi neredeyse eseri de oradadır. ''

    bu yoksulluğun kişiliği üzerindeki tesirlerinden olsa gerek, sanat ve maddiyatı birbirine yakıştırmayan esaslı sanatçılardan biriymiş agop arad. oldukça eliaçık bir sanatçı olarak, genç sanatçılar için para almadan kapak tasarımlarını yapıp, gençlerin eserlerini çevresine dağıtıyormuş. gazete ve dergilerde yaptığı resimlerden para kazanan arad, sabahattin ali cinayeti davasında dostunun katili ve katilinin avukatlarını gerçek yüzleriyle yansıtır. gördükleri ve yaşadıklarından sonra ölüm korkusuyla yaşayan arad, sabahattin ali' nin öldürülmesinden iki yıl sonra hayata gözlerini yummuştur.

    dostları sait faik, orhan veli, sabahattin ali ve niceleri gibi sanatını tecimsel kaygılardan uzak icra eden ve değeri bilinmeyen sanatçılarımızdan biridir agop arad. sanatın ve sanatçının göz ardı edilmediği bir dünya dileğiyle..

    agop arad
    5 ... elisabethvogler
  • eşik

    17.
    ilkel olduğunu bildiğiniz fakat bir türlü vazgeçemediğiniz inanışlarınız var mı ? esasında çoğu batıl inanç, önceleri böyle görülmeyen inanışların dönüşüm geçirmiş halidir. örneğin, eşikte durmanın uğursuzluk getireceği yönündeki inanç, tarikat kültüründe eşiğin kutsal sayılmasından kaynaklanan bir öğretiye dayanıyormuş. zira eşik, zahirle batının buluştuğu noktadır.

    her birimizin yaşamının bir/belki de birçok eşiği mevcut. ben de tam o eşiği geçtim, huzura kavuştum derken, çölde görülen serap misali, o eşiğin ardının bir sanrıdan ibaret olduğunu idrak ediyorum. aylar evvel bir edebiyat dergisinde, çölde kaybolan ve sınırın ötesinin sevdasıyla tutuşan askerlerle ilgili bir yazı okumuştum. bazen o askerler gibi hissediyorum kendimi. savaşmaktan yorgun düşüp kaçmak isteyen fakat görevinin zincirleriyle sarılı bir asker. ' yaşamak görevdir bu yangın yerinde ' diye hatırlatıyor behramoğlu.

    sanat bir miktar da olsa hafifletiyor bu görevin yükünü, kısa süreli bir kaçış sağlıyor. baharı, çimleri izleyerek şövalemin başına kurulmayı özledim. umarım sizler o eşiği çoktan ardınızda bırakmışsınızdır.

    https://www.youtube.com/watch?v=0pjJLwiB0Nk+
    3 -1 ... elisabethvogler
  • ilişkinin kapanış müziği

    89.
    https://video.uludagsozluk.com/v/sözlük-yazarlarının-şu-an-dinledikleri-şarkılar-110670/



    (bkz: lovers are strangers)

    ' Then five years down the line
    You'll say: she was never my type '
    2 -1 ... elisabethvogler
  • insanın ağrına giden şeyler

    83.
    geçen yıl bir arkadaşım hastalanmıştı - benden bir yaş küçük, sevimli bir kız - yavrum olarak benimsemiş ve yurtta hasta yatmasına gönlüm el vermediğinden bir miktar gülümsetir diye çikolatalı kek yapıp göndermiştim.

    sanıyorum ondan bir hafta sonra ben de şiddetli bir şekilde hasta olmuştum ve geçmiş olsun dahi dememişti.

    biraz incelik !

    (bkz: ağırına gitmek)
    10 -1 ... elisabethvogler
  • mutluluk

    2708.
    '' insan, ancak sahte hazza doyup da kendisine sunulan şeylerden tiksindiği ve sadece mutluluğun pozitif vekilinin değil -bu vekile karşı gösterdiği sözümona marazi dirençten vazgeçtiğinde mutluluğu satın alabileceği söylenmektedir ona- gerçekten adına layık bir mutluluğun bile yetersizliğini sezdiği anda deneyimin potansiyel boyutlarını anlamaya başlayabilir. bilimsel epikürcü sanatoryum yöneticisi ile eğlence endüstrisinin asabi propaganda şeflerinin bir ağızdan seslendirdikleri "mutlu ol!" nasihatında, işten huzursuz bir halde dönüp de kapıda kendisini neşeli gülücüklerle karşılamadıkları için çocuklarını haşlayan babanın öfkesini andıran bir şey vardır. egemenlik mekanizması, yol açtığı acıların görülmesini de önler. ''

    adorno' nun minima moralia kitabından okuduğum bu bölüm ' mutluluk ' hakkında okuduğum en iyi yazılardan biri sanırım. mutluluğun dahi nesneleştiği bir dünyada yaşıyoruz ne yazık ki. mutluluğu zaruriyet haline getiren günlerin, mutluluğu öğütleyerek metalaşmayı tetikleyen, mutsuzluğu örtbas etmeye çalışan ve pek de başarılı olamayan bir medeniyetin esiriyiz.

    oysa mutlu olmak zorunda değiliz ve bunun ayırdına varmak insanı özgür kılıyor, ki adorno' nun sözünü ettiği egemenlik mekanizması da bizzat bundan çekiniyor olmalı. gösteriş budalalarının sahte mutluluklarıyla çevrili olduğumuz günümüzde, mutsuzluğun bir lüks, bir sığınak haline geldiğine şahit oluyoruz.
    9 -1 ... elisabethvogler
  • insan ne zaman olgunlaşır

    248.
    Bağışlamayı öğrendikçe olgunlaşıyoruz bana kalırsa.

    bağışladıkça kalbindeki yük hafifliyor insanın, son yıllarda bunu adet edindim. karşıma çıkan her insan bir farkındalık bırakıyor ve insanın, salt sahip olmak isteyen, gördükleri ve duyduklarıyla yetinen ucuz bir yaratık olduğu idrakiyle aradığım huzura bir parça sahip olarak devam ediyorum yaşamıma.
    11 -1 ... elisabethvogler
  • hayatta mutluluk veren küçük şeyler

    1849.
    ölü bir şekilde cama yapıştığım otobüste yanıma çok şeker bir kız oturmuştu. önce biraz süzdü beni, sonra ' biraz konuşalım mı , canım sıkılıyor ' dedi. Peki konuşalım dedim, kulaklıklarımı da çıkardı. başta biraz konuştuk , sonra birbirimize bakıp, saçma sapan yüzler yapıp gülmemece oynadık. beni on yedi yaşında sanmış bu yüzden ekstra bir sempati duydum doğrusu. sıcaktan yanaklarım heidi' nin al yanağı gibi olduğu ve güneş sebebiyle çillerim de belirginleştiği için ' yanakların ne kadar tatlı oldu, bebek gibi ' deyip bi makas almıştı. ufacık bir detay günü ne kadar değiştirip güzelleştirebiliyor. ' dünyayı çocuklara verelim ' diye boşuna dememiş sevgili nazım hikmet.

    Esasında çoğu kez böyle ufak detaylar güzelleştiriyor yaşamı, gülümseten her inceliğin kıymetini bilmek gerek.
    9 -1 ... elisabethvogler
  • anın görüntüsü

    34614.
    anın görüntüsü

    köyde gökyüzü nefis !
    21 -1 ... elisabethvogler
  • utandığın bir anın

    2.
    küçükken kardeşim ve benim yaşlarımda kız kuzenim olmadığı için daha ziyade erkek kuzenlerimle vurmalı kırmalı oyunlar oynayarak büyüdüm.

    bir gün yine ' mafyacılık ' oynuyoruz, kuzenim beni yakaladı, silahını çıkardı ' susturucu takıyorum ' dedi bir el ateş etti - güya - ben yığıldım ama ölmüyorum, gözlerim açık sadece homurdanırcasına sesler çıkarıyorum. kuzenim dedi noldu niye konuşmuyorsun, e susturucu taktın ya dedim. kısa bir regular show bakışması sessizliğinden sonra cool bir şekilde 'susturucu senin değil tabancanın sesinin çıkmasını engelliyor' dedi. he tamam deyip utançtan kendimi yere attım. o gün bugündür susturucunun travmatik bir anlamı var benim için. kuzenim bu cahilliğime gülerek yanıt verseydi, muhtemelen, kurbanlarını öldürmeden önce ses tellerini kesip onlara çeşitli figürler sergiletip sonra onları öldüren bir seri katil olurdum. kod adı : susturucu.
    7 -1 ... elisabethvogler
  • insanın zoruna giden şeyler

    481.
    hani böyle sevdiklerinizin iyiliğini ister, tatlı sözcüklerle oyalamak yerine onları gerçeklerle yüzleştirirsiniz ve günün sonunda kötü siz olursunuz ya, işte bu sahiden zoruma gidiyor.

    sevgili michel' ciğimin de dediği gibi

    insanın zoruna giden şeyler
    5 ... elisabethvogler
  • empati

    352.
    etkili ve şiddetsiz iletişimin ilk şartı.

    bununla birlikte insanların büyük bir çoğunluğu empatiden yoksun ne yazık ki. anlamak ve anlaşılmak ne denli mühimse, o denli de uzak bizlerden. yaşamımızdaki empati yoksunlarına edip cansever' den gelsin :

    '' Ne çıkar siz bizi anlamasanız da
    Evet, siz bizi anlamasanız da ne çıkar
    Eh, yani ne çıkar siz bizi anlamasanız da.
    Hiçbir şey! ''
    3 ... elisabethvogler
  • insanın kendine yaptığı en büyük kötülük

    89.
    Hissiyatının istismar edilmesine izin vermek ve lüzumsuz şeylere haddinden fazla mana yüklemek.

    bu ikisi insan yaşamının özeti niteliğinde bana kalırsa. bize ait olmayan bir bedenle , bize ait olmayan meselelerin ardında bir ömür tüketiyoruz. kendini keşfedip, ne istediğini bilerek yaşamak gerekli.
    3 ... elisabethvogler
  • mark rothko

    7.
    rus asıllı, soyut ekspresyonist ressam.

    rothko' nun soyut dışavurumculuğu diğer ressamlardan, bilhassa akımın mühim temsilcilerinden biri olan pollock' tan farklı olarak, fırça darbeleri yahut boya sıçratma gibi tekniklerden ziyade, birbirine paralel çizilmiş dikdörtgenlerin donuk renklerinde hayat bulmuştur. slavoj zizek , fernando castro' yla olan bir röportajında rothko' yla ilgili şunları söylemiş :

    ' benim sanatçı ideam mark rothko. mutlak olarak etik anlamda resimleri gittikçe karanlıklaşıyor ve sadece onlara bakarak onun sonunda intihar edeceğini neredeyse öngörebiliyorsunuz. '

    sanatçının yaşamının son dönemlerine ait eserlerine hakim olan kasvet ve ardından gelen intihar, zizek' in öngörüsünün haklılığını gözler önüne seriyor.

    mark rothko
    2 -1 ... elisabethvogler
  • anın görüntüsü

    34498.
    anın görüntüsü

    rigby beyle bakışıyoruz. Buynuna nolmuş bunun yahu
    13 -3 ... elisabethvogler
  • yeni şeyler getiriyorum